TAYYİP'İN PİSLİK ILGAZ MAFYASI

5 Ekim 2016 Çarşamba

ALKOLİK CANAVAR RÜZGAR ÇETİN, TAYYİP'İN EMRİYLE TAHLİYE EDİLDİ

BU SİTE KATİL TAYYİP'İN EMRİYLE TÜRKİYE'DE ENGELLENMİŞTİR
This internet site was blocked in Turkey by the killer Tayyip's order.






BABAN ZENGİNSE… ÇEK VİSKİYİ… BAS GAZA…



ALKOLİK CANAVAR RÜZGAR ÇETİN, TAYYİP'İN EMRİYLE TAHLİYE EDİLDİ...

Rüzgar Çetin'in öldürdüğü polisin eşini Tayyip ikna etti...
Kamuoyuna duyurulur...

Kenan Akkuş (esrehber)







LANET OKUYORUM OROSPU ÇOCUĞUNA...ZEBANİSİ BOL OLSUN...
DARISI DİĞER OROSPU ÇOCUKLARININ BAŞINA...
Kenan Akkuş (esrehber)




FETÖ'CÜ ZEYNEL'İN TEHDİTLERİ

FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYESİ ZEYNEL ABİDİN ERDEM’E,

Tuğçe Umur isimli bir şahıs bana mail göndermiş.

Aynen yayınlıyorum:

Sayın Yetkili,

Köksal&Partners olarak müvekkillerimiz Zeynel Abidin Erdem ve GENPA adına sizinle iletişime geçmekteyiz.

Aşağıda bağlantısını verdiğimiz içerikte Müvekkillerimize yönelik, asılsız ifadeler kullanılmakta ve Müvekkilin Fetö Terör Örgütü ile bağlantılı olduğu iddia edilmekte bu nedenle Müvekkillerimizin toplum nezdindeki saygınlığı zedelenmektedir.

Tüm bu açıklanan nedenlerle,


URL’sinde yer alan içeriğin yayından kaldırılmasını talep etmek zorunluluğumuz doğmuştur. Gereğinin ivedilikle yapılmasını, aksi halde tazminat ve diğer haklarımız saklı kalmak kaydıyla, 5651 sayılı Kanun uyarınca içeriğe erişimin engellenmesi için Sulh Ceza Hakimliği'ne başvuracağımızı ihtaren bildiririz.

Teşekkür eder, iyi günler dileriz.

Saygılarımızla,

Uyarı: İşbu bildirim kişisel haberleşme kapsamında gönderilmiş olup, rızamız olmadan herhangi bir şekilde paylaşılması, yayınlanması ve/veya başka bir yolla umuma iletilmesi TCK m.132 kapsamında "haberleşmenin gizliliğini ihlal" suçunu oluşturacaktır.”


Bu mektubu gönderene şu cevabı yazdım:

Zeynel Abidin Erdem, Fetoş'un telefonunu nereden bulmuş da telefon edip "sağlık" dilemiş?
Fetoş bana teşekkür etmiyor. Kendisini telefonla arayıp "geçmiş olsun" dileğinde bulunanlar için gazetelere ilan veriyor, teşekkür ediyor.
Bu yazı silinmeyecek, haberiniz olsun. 
Kenan Akkuş

Bu cevaba ilaveten Fetoş'un gazetelerde yayınlattığı ilanın fotoğrafını gönderdim: (Bu ilan aşağıda)

Anladığım kadarıyla beni mahkemeye vermiş.

Türkiye Cumhuriyeti’nin adalet dağıtıcılarına inanmadığım ve güvenmediğim için konuyla ilgili birkaç satır karalayıp yayınlamak istedim.

Şahsıma yöneltilen suçlamalarla ilgili:

Konu 1).  Zeynel Abidin Erdem’i tanımam ve hayatımda hiç görmedim. Söz konusu yazımda bu şahısa karşı asılsız ifadelerde bulunmadım.  Fetullah Gülen’e bizzat telefon açtığını ve “geçmiş olsun” dileğinde bulunduğunu, Fetullah Gülen’in gazetelere verdiği ilanlardan öğrendim. Bu  ilan aşağıda...

Fetullah Gülen’in gazetelere verdiği ilanlarda en az 70 şahısın kendisini telefonla bizzat aradığını ve “geçmiş olsun” dileğinde bulunduklarını ifade etmiş ve teşekkür etmiş.

İsimlerini deşifre ettiğim 70 şahıstan sadece bir kişi, Zeynel Abidin Erdem isimli şahıs, Tuğçe Umur isimli şahısı aracı ederek beni mail yoluyla tehdit etmiş ve ismini silmemi istemiştir.

Eğer böyle bir telefon olayı gerçekleşmediyse, bu iftira bana ait değil, Fetullah Gülen’e aittir. Çünkü,  Zeynel Abidin Erdem isimli şahısın da isminin geçtiği ve 70 kişinin ismi bulunduğu bu ilanı gazetelerde ben yayınlatmadım, Fetullah Gülen yayınlattı.

Fetullah Gülen’in “Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül Beyefendiye” diyerek başladığı bu ilandan, Abdullah Gül bile etkilenmemişken,  Zeynel Abidin Erdem isimli şahısın neden telaşa kapılıp  şahsımı dava etmek istediğini anlamış değilim.


Konu 2). Tuğçe Umur isimli şahıs “Müvekkilim Fetö Terör Örgütü ile bağlantılı olduğu iddia edilmekte” demekle bir çok gerçeği görmek istemiyor.

Ben Fetullah Gülen’in telefon numarasını bilmiyorum.

Bilsem bile nefret ettiğim ve  hakkında çok yazı yazıp terörle suçladığım Fetullah Gülen’e “geçmiş olsun” demek şöyle dursun, “gebermesi için beddua etmişimdir.

Fakat Zeynel Abidin Erdem isimli şahısın, Fetullah Gülen’in telefon numarasını nereden bulduğunu ve neden arayıp “geçmiş olsun” dileklerini sunduğunu bilmek isterdim.

İnanıyorum ki Zeynel Abidin Erdem isimli bu şahıs bu soruma cevap vermeyecek.

Çünkü o da diğer 70 şahıs gibi Fetullah Gülen’in müridiydi ve bağlılıklarını dile getirmek için telefon edip “sağlık” diliyorlardı.

Konu 3). “Müvekkillerimizin toplum nezdindeki saygınlığı zedelenmektedir.”

Fetullah Gülen’i ve Fetullah Gülen’le irtibatı olan şahısları  ben terörist ilan etmedim. Recep Tayyip Erdoğan bunları terörist ilan etmiş ve bir çoklarını hapse attırmıştır.

Hepsini saygınlığı(!) zedelenmiştir.

Fetullah Gülen’e telefon edip “geçmiş olsun” diyen şahıslardan bir çokları Fetö Terör Örgütü Üyesi denerek tutuklanmıştır.

Zeynel Abidin Erdem hala tutuklanmamışsa bu, Recep Tayyip Erdoğan’ın iltimas tanıması ya da  iki yüzlü olmasından kaynaklanmaktadır.

Ya da Recep Tayyip Erdoğan’a yüklü bir rüşvet ödemiş olması, terörist ilan edilmesini engellemiş olabilir.

Konu 4). Tuğçe Umur isimli şahıs, yazdığı mektubun altına bir not yazarak beni tehdit etmiş, aklı sıra uyarmış:

“Uyarı: İşbu bildirim kişisel haberleşme kapsamında gönderilmiş olup, rızamız olmadan herhangi bir şekilde paylaşılması, yayınlanması ve/veya başka bir yolla umuma iletilmesi TCK m.132 kapsamında "haberleşmenin gizliliğini ihlal" suçunu oluşturacaktır.”


Tuğçe Umur isimli şahısın ve Zeynel Abidin Erdem isimi şahısın, bu mektubu yazmadan önce benim hakkımda araştırma yapmaları gerekirdi.

Benim hiç bir tehdite boyun eğmediğimi Tayyip’i, çetesi, polisi, savcısı ve hatta beş cinayetin failleri Ilgaz mafyası çok iyi bilir..

Bu notu okuyunca zaten tepem attı, aptal ahmak dedim…

Beni iftira atmakla suçlayacaksın, sonra da mektubun altına tehdit notu iliştirip: "haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu”  diyeceksin…

Bu mektubu her kim yazdı ve yazdırdıysa, ahmak aptal sözümü geri alıyorum, saygıyla “Sen bir orospu çocuğusun” diyorum…

Anlaşılmış mıdır?

Pek Sayın Zeynel Abidin Erdem Beyefendi...

Kenan Akkuş (esrehber)


NOT: Zeynel Abidin Erdem isimli şahısa teşekkür eden FETOŞ’un ilanı aşağıdadır:



FETÖ TERÖRİSTİ ZEYNEL ABİDİN ERDEM ADINA BENİ TEHDİT EDEN  KÖKSAL PARTNERS'İN AVUKAT SIFATLI ANGUTLARI

Bu tehditlerinizi dürer büker götünüze sokarım...
Gerzek şerefsizler...
Kenan Akkuş (esrehber)





YUKARIDAKİ KONUYLA İLGİLİ YAZIM AŞAĞIDA


ORDUMUZ CEBREN VE HİLE İLE DAĞITILDI...

KILIÇDAROĞLU VE BAHÇELİ'NİN DESTEĞİYLE
ŞERİAT'A ADIM ADIM...


FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜ'NÜN SİYASİ AYAĞI 



TANSİYONU DÜŞTÜ DİYE TELAŞA KAPILIP
FETOŞ’U TELEFONLA ARAMAK İÇİN
BİRBİRİYLE YARIŞAN,
FETOŞ’UN KANDIRDIĞI, BEYNİ GÖTÜNDE
GEZEN AHMAK ÖKÜZLERİMİZİN TAM LİSTESİDİR


2013 yılının Ekim ayında Fetoş’un tansiyonu düşer, hastaneye kaldırılır…

Türkiye’de ne kadar kandırılmış öküz varsa telefonlara sarılır, bizzat Pensilvanya’yı arayarak Fetoş’a  “geçmiş olsun” der…

İşte o kandırılmış öküzlerimizin tam listesini sunuyorum: 

FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜ'NÜN SİYASİ AYAĞI  

(Belge isteyene gösterebilirim)

Recep Tayyip Erdoğan
Abdullah Gül
Bülent Arınç
Cemil Çiçek
Ali Babacan
Faruk Çelik
Erdoğan Bayraktar
Ahmed Davudoğlu
Sadullah Ergin
Taner Yıldız
Suat Kılıç
Zafer Çağlayan
Binali Yıldırım
İsmet Yılmaz
Hüseyin Çelik
Mehmet Ali Şahin
Süleyman Soylu
Ahmet Edip Uğurlu
Yalçın Akdoğan
Erdoğan Toprak
Gürsel Tekin
Oktay Vural
Mustafa Destici
Mehmet Sağlam
Ahmet Türk
Süreyya Önder
Kadir Topbaş
Melih Gökçek
Yıldırım Akbulut
Hüsamettin Özkan
Nimet Baş
İdris Naim Şahin
Abdulkadir Aksu
Işılay Saygın
Seval Hanım
Ahmet Kutalmış
Ümran Hanım
Enis Berberoğlu
Nuh Albayrak
Erhan Başyurt
Eyüp Can
Hasan Karakaya
Mustafa Çelik
Zahid Akman
Metehan Demir
Nuri Elibol
Mustafa Kartoğlu
Abdulkadir Selvi
Deniz Zeyrek
Hüseyin Avni Mutlu (Tutuklandı)
Muharrem Yılmaz
Rızanur Meral
Erdal Bahçıvan
Mustafa Koç
Bülent Eczacıbaşı
Ferit Şahenk
Hüsnü Özyeğin
İshak Alaton
Hacı Boydak
Ali Akbulut
Aydın Doğan
Ahmet Çalık
Akın İpek
Mehmet Emin Karamehmet
Ali Sabancı
Fettah Tamince
Adnan Polat
Hamdi Akın
İmam Altınbaş (?)
Mustafa Süzer
Zeynel Abidin Erdem (Bu şahıs ismini silmemi istiyor. Silmezsem beni mahkemeye verecekmiş)
Ethem Sancak
Mehmet Torun
Mehmet Ali Yalçındağ
Mahmut Osman Ustaoğlu
Abdullah Büyük Hoca
Molla Bedrettin Sancar
Norşinli Nureddin Mutlu
Cengiz Hortoğlu
İsak Haleva
Hekimoğlu İsmail
Taha Akyol
Suat Yıldırım

FETOŞ’UN KANDIRDIĞI BEYNİ GÖTÜNDE GEZEN AHMAK ÖKÜZLERİMİZİN LİSTESİNİ OKUDUNUZ…

İçlerinden sadece  bir tanesi, Fetoş'la sadece bir defa telefonla konuşarak "geçmiş olsun" diyen  Hüseyin Avni Mutlu tutuklandı.
Diğerleri neden tutuklanmıyor dersiniz?
Hırsız Tayyip'e rüşvet mi yediriyorlar?
Nasıl inanayım sizin icraatlarınıza?

Yukarıda tek tek isimlerini sunduğum, Fetoşa'la telefon konuşmalarının belgeleri olan şahısları tutuklatmak her babayiğidin harcı değil.

Gücü olmayan devletin valisi zavallı Hüseyin Avni Mutlu gümbürtüye gitmiştir...

Darbeci generaller neden Fetoş’u arayıp “taziye ve bağlılıklarını” sunmadı da yukarıda sıraladığım kandırılmış öküzler telefon yarışına girdi?

Hangi menfaatleri için Piç Fetoş’u arayıp yalakalık yaptılar?

Hepinizde İmam Fetoş'un telefonu var...
Bende niye yok?
Alayınız şerefsizsiniz ulan…
Göt yalayıcı orospu çocukları…

Göt korkusu değil mi?
Şimdi hırsız Tayyip'in kanserli götünü yalama...
Bokunu yeme zamanı...

Hepinize afiyet olsun...
Allah'sız, Kitap'sız teröristler.



Kenan Akkuş (esrehber)





DEVLETİN TÜM KURUMLARI, TAYYİP’İN EMRİYLE  UYUŞTURU TÜCCARI MAFYALARA DEVLETİ SOYDURUYOR





FETÖ GİTTİ…
HİZBULLAH GELDİ





YURT DIŞINA KAÇTIĞI SÖYLENEN EN AZ 30 SUBAY, 5 ASTSUBAY VE  BİR GENERAL, MİT BİNALARINA GÖTÜRÜLEREK İNFAZ EDİLDİ…

MİT BİNALARININ BAHÇELERİNE GÖMÜLDÜ….

SADECE İSTANBUL'DA MİT'E AİT BİNALARIN BAHÇELERİ KARIŞTIRILSA, SON 30 YILA AİT YÜZDEN FAZLA CESET ÇIKAR.

MİT İSTANBUL İNFAZ TİMİNİN BAŞINDAKİ CEMAL ÜNGÖRDÜ İSİMLİ KATİL İŞTE BU 



CEMAL ÜNGÖRDÜ İSİMLİ KATİLİ İSTANBUL İNFAZ TİMİNİN BAŞINA GETİREN VE ELİNE ONLARCA KİŞİLİK ÖLÜM LİSTESİ VEREN CUMHURBAŞKANIMIZ RECEP TAYYİP ERDOĞANDIR..

MİT İSTANBUL İNFAZ TİMİNİN BAŞINDAKİ CEMAL ÜNGÖRDÜ İSİMLİ BU KATİL, BİR BEBEĞİ DAHİ ÖLDÜREBİLECEK KADAR CANAVAR RUHLUDUR.



ŞU ANDA FETULLAHÇI DENEREK BİR ÇOK ŞAHISI EVLERİNDEN ALMAYA VE MİT BİNALARINDA İNFAZA DEVAM ETMEKTEDİR.


 YAKININDAN UZUN ZAMANDIR HABER ALAMAYANLAR MUTLAKA AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİNE BAŞVURARAK MİT BİNALARININ BAHÇELERİNİN ARAŞTIRILMASINI İSTESİNLER.



HİZBULLAH TERÖR ÖRGÜTÜ'NÜN TETİKÇİSİ SERİ KATİL CEMAL ÜNGÖRDÜ'NÜN 30'DAN FAZLA CİNAYETİ VAR.

KAMUOYUNA SUÇ DUYURUSUDUR...
Kenan Akkuş (esrehber)





ERDOĞAN GÖZSEÇEN FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYESİ AMA TUTUKLANMIYOR...

ÇÜNKÜ O ALİ İSMAİL KORKMAZ'IN GERÇEK KATİLİ...

TAYYİP BU FETÖCÜYÜ AFFETTİ...







TAYYİP VE ÇETESİ, SOMA KATLİAMINI FETÖ’YE YÜKLEYİP,
TAYYİP’E 6 MİLYAR DOLAR RÜŞVET VEREN  KATİL ALP GÜRKAN’I VE OĞLUNU HAPİSTEN KURTARIYORLAR…

ALLAH BELANIZI VERSİN…

Kenan Akkuş (esrehber)









ALLAH’A GÜVENMEYEN KAFİRDİR…
İSLAM’DA KAFİRİN YERİ HUTAME'DİR…





FETOŞ’LA TAYYİP NASIL DÜŞMAN OLDU?

2013 yılının Haziran ayıydı.

Fetoş ve çetesi, Tayyip ve çetesiyle kol kola girmişler, tüm Türkiye'de "11. Türkçe Olimpiyatları" ismiyle bayram yapıyorlardı.

İki ay önce 23 Nisan Çocuk Bayramı'nın stadyumlarda kutlanmasının Tayyip tarafından yasaklanması, stadyumları Fetoş'a ücretsiz tahsis etmesi kanıma dokundu.

Bu sebeple Türkçe olimpiyatları adıyla her türlü maskaralıkları sunanlara cephe alıp yazılar yazmaşa başladım. İşte onlardan biri:


“TÜRKÇE OLİMPİYATLARI”NI TERTİPLEYENLER, DESTEKLEYENLER, 

BU SORULARIMA CEVAP VERMEZSE, HER BİRİ “ANASI ERMENİ ALTINA YATMIŞ” 

OROSPU ÇOCUĞUDUR:

(1). İngilizce öğrendiler diye bayram yapan bir İngiliz gördünüz mü?

(2). Almanca şarkı söylüyorlar diye göbek atan bir Alman’a rastladınız mı?

(3). Fransızcayı yaymak için 4 milyar dolar harcayan bir Fransız gördünüz mü?
(4). Şiirlerini şarkı yaptıran bir papaza rastladınız mı?
(5). Düşmanlık beslediğiniz, ayaklar altına aldığınız bir milletin dilini kullanarak hangi pislik işlerin peşinde gezdiğinizi anlatabilir misiniz?
(6). Türkçeyi yaymak Allah’ın emri mi?
(7). Müslüman geçinen siz sahtekarlar, İslam’ı yayınca cehenneme mi gidersiniz?
(8). “Bayram”, “Festival” dediğiniz bu maskaralıklarda Kürdistan’ın çocuklarına yer var da, Türkiye Cumhuriyeti’nin çocuklarına neden yer yok?
CEVAP VERMEYEN OROSPU ÇOCUĞUDUR…
Kenan Akkuş (esrehber)


FETOŞÇULARIN ELİNDE İZİN BELGESİ VAR MI?

Düğün yaparken, önce gidip karakoldan izin alıyoruz.

Miting yaparken, önce gidip Vali'den izin alıyoruz.

Festival, gösteri, eğlence…

Mutlaka ilgili makamlardan izin sonrasında yapılıyor.

Olimpiyatlar ve FİFA, UEFA gibi organizasyonlar, uluslar arası  tescillerle icra ediliyor.

Türkçe Olimpiyatları dedikleri organizasyon, dini ya da milli bayram da değil.

İlk gösteriyi 2003 yılında yapmışlar ve 11’inciyi de şu günlerde tanık oluyoruz.

Hal böyle olunca, 2003 yılında bu organizasyon öncesinde resmi makamlardan izin almışlar mı?

Uluslar arası diyorlar…

Uluslar arası tescil belgeleri var mı?

Bunları kamuoyuna açıklamaları gerekiyor.

Eğer böyle bir belgeleri yoksa, 11 senedir suç işliyorlar.

Devlet de bizzat katılarak suça ortak oluyor.

Şu halde Fetullah ve çetesi, yasa dışı işler yapan organize suç örgütü oluyor…

Bu suç örgütünün illegal eylemleri olan icraatlarına katılıp Fetoş'a methiyeler düzen bakanlar ve hatta konuşma yapıp Fetoş'a teşekkür eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da suç örgütünün üyesi oluyor.

Eğer üzerlerinde silah varsa (ki mutlaka bir tabancaları var), silahlı suç örgütü üyeleri oluyorlar.

Kamuoyuna duyurulur…  
17/06/2013

Kenan Akkuş (esrehber) 



Ergenekoncu denerek çok sayıda subay, astsubay ve sivillerin zindanlara gönderildiği bir ortamda Fetoş ve çetesi, tüm kanallarından pisliklerini kusmaya devam ederek Tayyip'in polislerine sahte belgeler teslim ediyor.




AHTAPOT FETOŞ VE PİÇ İMAMLARI

DELİNİN SİKİNİ BELLEDİĞİ GİBİ BİR CÜMLEYİ DAHA EZBERLEMİŞLER:

"ASRIN DAVASI ERGENEKON..."

VAY OROSPU ÇOCUKLARI VAY...


ASRIN DAVASI DENİZ FENERİ HIRSIZLIKLARI FAKAT...

DOSYA BİR TÜRLÜ AÇILAMIYOR...

ANKARA'DA ŞEREFSİZ BİR HAKİM İLE İSTANBUL'DA ŞEREFSİZ BİR HAKİM, DOSYAYI BİRBİRLERİNE ATARAK 46 AYDIR PASLAŞIYORLAR...

AKILLARI SIRA ZAMAN AŞIMI PEŞİNDELER...

BOŞUNA UĞRAŞMAYIN...

BU DAVANIN ZAMAN AŞIMI OLMAYACAK...

ÇÜNKÜ KENAN EVREN DAVASI EMSAL...

FİLMİN İLK BÖLÜMÜNDEYİZ...  28/06/2013

Kenan Akkuş (esrehber)  


İMAM FETOŞ'LA TAYYİP'İN GÜÇ BİRLİĞİ YAPIP ORDUYU ÇÖKERTME GİRİŞİMİNE CANIM ÖYLE SIKILDI Kİ, FETOŞ GERÇEĞİNİ KAMUOYU İLE PAYLAŞMAYA BAŞLADIM:

FETULLAH İLE TAYYİP’İN FIRILDAKLARI NASIL BOZULUR?

      Olmayan aklımla bu işi çözdüm. Geliştirmek, aklı olanlara…
      Uygulamak da  Türk Milletine düşüyor….
  Fakat önce bu yazıyı incelenmeli ve tüm insanlarla paylaşılmalıdır:

FETULLAH  AMERİKA’DA  NE YAPIYOR?

ABD’li gazeteci (aynı zamanda öğretim üyesi ve eski FBI danışmanı) Paul L. Williams, Fethullah Gülen’in Pennsylvania’daki çiftliğine giderek izlenimlerini iki bölüm halinde yazdı.


İşte o yazılardan önemli satır başları:

“-Fetullah Gülen’in Saylorsburg Pennsylvania’daki çiftliğinde 100 dolayında kişi yaşıyor.”

“-Çiftlikte silahlı eğitim yapılıyor. Çevredeki Amerikalılar AK-47 silahlarıyla yapılan eğitimden duydukları rahatsızlığı FBI’ya iletmişler.”

“-Çiftlikte bir helikoper pisti bulunuyor ve helikopterler çiftliğin üzerinde alçak uçuş yaparak, çevredekileri rahatsız ediyorlar.”

“-Çitlikte güvenlik had safhada.”

“-Fethullah Gülen, dünyanın en tehlikeli İslamcısı.”

“-Fethullah Gülen’in serveti 30 milyar dolar civarında”.

“-Hiçbir resmi eğitimi olmamasına rağmen “Özel Yeteneğe Sahip Olanlar” statüsünden ABD’de oturma izni alması ilginç.”

“-Clintonlar ile güçlü bağları var.”

“-Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da Fethullah Gülen taraftarı.”

“-ABD’de 90 civarında okulu bulunuyor. Okulların çoğu şikayet konusu olmuş.”

“-Gülen’in amacı Osmanlı İmparatorluğu’nu ve halifeliği yeniden canlandırmak.”

“-Gülen kendisini ılımlı ve hoşgörülü olarak nitelendiriyor, ancak bunun böyle olmadığı çiftiliğe gidildiğinde ortaya çıkar radikal İslamcılar görüldüğünde hemen anlaşılıyor.”

“-Gülen, CIA’nın desteğiyle Türkiye başta olmak üzere birçok ülkede medreseler açıyor.”

“-Gülen’in yasadışı aktivitilerine FBI ve CIA sessiz kalıyor.””

ABD’DE YAYIN YAPAN BİR İNTERNET SİTESİ, FETULLAH’I VE İCRAATLARINI BAŞKAN OBAMA’YA İHBAR EDİYOR: Familiy Security Matters.org

“Fetullah Gülen’in  satın aldığı 45 dönümlük arazi içinde CIA ajanları, Müslümanları eğitiyor.

Silahlı eğitim veriliyor, bu kimseler oldukça genç, sayıları yüzden fazla…

CIA’nın  gerilla eğitimi verdiği bu gençler bu eğitimi ne kadar zamanda alıyorlar ve yenileri ne zaman geliyor, bilinmiyor.
CIA, devlete ait helikopterlerle bu çiftliği 24 saat havadan koruyor.

Terörizme karşı olan devlet politikamız bu yasadışı  işlere nasıl izin veriyor?

Fetullah Gülen’in ABD topraklarında bir gerilla ordusu eğitmesi sizce normal mi?”

Başkan Obama bu sorulara cevap vermez, internet sitesi de şu başlığı kullanarak kamuoyuna duyurur:

OBAMA YÖNETİMİ  PENSİLVANYA’DAKİ YABANCI MÜSLÜMAN MİLİSLERE GÖZ YUMUYOR…

CIA ajanları direkt Başkan Obama’ya bağlıdır ve bu yasadışı işlerin Obama’nın izniyle gerçekleştiği ortadadır.

FETULLAH İLE CIA  ANLAŞMA İMZALAMIŞ…

Familiy Security Matters.org isimli internet sitesinde bakın neler var daha:

“Bu çiftlikte çok sayıda müslümana gerilla savaşı eğitimi veriliyor.

CIA helikopteri sürekli alçaktan uçarak çevredeki yerleşim alanlarında kalanları rahatsız ediyor.

Silah sesleri sürekli geliyor.

Fetullah Gülen son derece lüks bir dağ evinde kalıyor ve çevreye “İş adamı” olarak tanıtılıyor.

30 milyar doları aşan varlığı ile CIA, FBI, NSA ve çok sayıda güvenlik kuruluşuyla anlaşmayı biliyor.

Bill ve Hilary Clinton, James Baker,  Madeleine Albright, George W. Bush, Fetullah Gülen’in yakın dostları içindedir.

Fetullah Gülen’in hayali Yeni Osmanlı Devleti ve evrensel bir halifeliktir.

CIA’nın yardımıyla Kazakistan, Tacikistan, Kıgızistan,  Kıbrıs gibi ülkelerde yüzlerce medrese ve cemaatler oluşturdu.

Ak Parti’nin temeli Pensilvanya’da atıldı.

Mason Kuruluşlar ve Mason iş adamları  Fetullah Gülen’e para yağdırıyor.

Çiftlik, tüm davetsiz misafirlere yasak.  

Fetullah Gülen,  “Türkiye’deki bir terör örgütünü ABD’den yönetiyor…” şeklinde ihbar edildi.

Amerika Güvenik Bakanlığı, bu ihbar üzerine  Fetullah Gülen’i sınır dışı etmek istedi.

Ancak devreye CIA girdi ve  Savunma Bakanlığı’na şu açıklamayı yaptı: “Bu adam ülkemizin ulusal güvenliği için bize lazım. Sahibi olduğu bütün okullarda yönetim elimizde. Yaptıkları ve bundan sonra yapacakları bizi ilgilendirmiyor. Çok sayıdaki ülkede binleri bulan okullara bizim ihtiyacımız var.  İran’ı vurmak için bu adama ihtiyacımız var.  Fetullah Gülen’in de karşılık olarak bizim gücümüze ihtiyacı var…”

Kısacası “ULUSAL GÜVENLİK” masallarıyla ABD yönetimi  Fetullah Gülen’i kullanıyor.

Fetullah Gülen de hayalleri için CIA’yı ve ABD’yi kullanıyor.  İşte bu sebeple  Recep Tayyip Erdoğan’a öneride bulunuyor:

“Sırtınızı Amerikaya verin…”

Plan şöyle:  “Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak için Fetullah Gülen’e ve Ak Parti’ye destek olunacak. Yeni Osmanlı Devleti adıyla eyaletlerden kurulu bir devlete izin verilecek  (Kürdistan eyaleti planın diğer parçası), gerekirse  ABD savaşta destek olacak.  Özellikle Doğu Anadolu Bölgesi ve İran’a yakın bölgeler seçilerek  askeri mühimmat stoklanacak.”

Bu anlaşmalardan sonra 2008 yılında Federal Mahkeme  kararını açıkladı:
FETULLAH GÜLEN  “EĞİTİM ALANINDA OLAĞANÜSTÜ YETENEKTİR”,  ABD’DE KALICI İKAMET STATÜSÜ TANINMIŞTIR.”
Okuduklarınız kelimesi kelimesine doğrudur.

FETULLAH’IN  SİNSİ PLANLARI NASIL BOZULUR?

ABD’nin ve aracılık eden CIA’nın oyundan çekilmesi durumunda  fırıldak dolu oyun biter.

Bu nasıl olacak?

Fetullah Gülen’in Rusya’daki okulları, CIA ajanı tespit edilerek kapatıldı.

İran, Fetullah’ın okullarını,  ülkesinin kültürel yapısını bozduğunu iddia ederek kapattı.

Yine  Fetullah Gülen’in  Özbekistan’daki okulları, CIA ajanı tespit edilerek kapatıldı.

Azerbaycan, “Bu okullarda İngilizce eğitim veriliyor, Türklüğe aykırı” diyerek  Fetullah’ın okullarını kapatmaya hazırlanıyor.

Türkmenistan’daki okullarının kapatılma kararı alındı, yakında tamamı kapatılıyor.

İşte Fetullah’ın planlarını bozma yolu bu: OKULLARINI TEK TEK KAPATTIRMAK…

Fetullah Gülen, 130 ülkede binlerce okulunun bulunduğunu söylüyor.

Hangi ülkede okulu varsa, o ülkenin devlet başkanına ve büyükelçisine şöyle bir ihbarı topluca, binlerce yapmak yeterli:

“ ULUSAL GÜVENLİĞİNİZ TEHLİKEDE. FETULLAH GÜLEN’E AİT OKULLARDA  CIA AJANLARI GÖREV YAPIYOR.  LÜTFEN BU OKULLARI KAPATAN ÜLKELERİN BAŞKANLARIYLA İRTİBAT KURUNUZ.”

Denemekte fayda var. Zaten başka yolumuz yok…
İşte okulları ve bulundukları  devletler:
Kuzey Amerika
Kanada: Dil kursları.
ABD: 5 özel okul, 50'nin üzerinde kültür merkezi.
Meksika: 1 okul ve kültür merkezi.

Güney Amerika
Kolombiya: Kültür merkezi.
Şili: Kültür merkezi.
Arjantin: Kültür merkezi.  
www.argentine-embassy-uk.org
Brezilya: Kültür merkezi.

Afrika
Fas: 4 okul.
Cezayir: Dil okulu.
Mısır: Dil okulu ve öğrenci evleri.
Moritanya: 1 okul.
Mali: 1 okul.
Nijer: 1 okul.
Çad: 1 okul.
Sudan: 2 okul.
Etiyopya: 1 okul.
Senegal: 1 okul.
Gambiya: 1 okul.
Gine Bissau: 1 okul.
Gine: 1 okul.
Burkina Faso: 1 okul.
Gana: 1 okul.
Togo: 1 okul.
Nijerya: 4 okul, 1 kültür merkezi.
Kamerun: 1 okul.
Orta Afrika Cumhuriyeti: 1 okul.
Kongo: 1 okul.
Uganda: 1 okul.
Kenya: 4 okul.
Tanzanya: Eğitim kompleksi (Dispanserleri, spor alanları olan kompleks ilköğretim okulu ve liseyi kapsıyor)
Malavi: 1 okul.
Mozambik: 1 okul.
Madagaskar: 1 okul, 1 kültür merkezi.
Güney Afrika: 4 okul.

Okyanusya
Avustralya: 7 okul.
Endonezya: 4 okul.
Filipinler: 4 okul.

Asya
Kazakistan: 29 okul.
Tacikistan: 13 okul.
Kırgızistan: 12 okul.
Türkmenistan: 20 okul.
Özbekistan: 1 okul.
Afganistan: 4 okul.
Pakistan: 6 okul, 1 kültür merkezi.
Hindistan: 3 okul, 1 dil okulu.
Nepal: 1 okul.
Bangladeş: 4 okul.
Moğolistan: 4 okul.
Japonya: 1 okul, 5 dil okulu, kültür merkezleri.
Güney Kore: 1 kültür merkezi.
Malezya: 1 okul.
Vietnam: 1 okul.
Kamboçya: 2 okul.
Burma: 2 okul.
Tayland: 3 okul.
Irak: 4 kolej.
İsrail: 1 kültür merkezi.
Yemen: 1 okul.

Avrupa
Rusya Federasyonu: 6 okul.
Azerbaycan: 12 okul
Gürcistan: 3 okul.
Ukrayna: 2 okul.
Moldova: 2 okul.
Litvanya: 1 kültür merkezi.
Letonya: 1 kültür merkezi.
Estonya: 1 kültür merkezi.
Romanya: 4 okul.
Bulgaristan: 3 okul.
Makedonya: 4 okul.
Arnavutluk: 4 okul.
Bosna-Hersek: 2 okul.
Macaristan: 1 dil okulu, 1 kültür merkezi.
Slovakya: 1 kültür merkezi.
Çek Cumhuriyeti: 1 kültür merkezi.
Polonya: 1 kültür merkezi.
Almanya: 3 okul, dil okulları ve kültür merkezleri.
Avusturya: 1 dil okulu.
İtalya: 1 kültür merkezi.
İsviçre: Öğrenci yurdu ve kültür merkezi.
Hollanda: Öğrenci yurdu ve kültür merkezi.
Belçika: 1 okul, öğrenci yurdu, dil okulu ve kültür merkezi.
Fransa: Kültür merkezi ve dil kursu.
Danimarka: Dil kursu ve kültür merkezi.
Norveç: Dil kursu ve kültür merkezi.
İsveç: Dil kursu ve kültür merkezi.
Finlandiya: 1 kolej, dil kursu ve kültür merkezi.
İngiltere: Öğrenci yurdu, dil okulu, kültür merkezi.
Portekiz: 1 kültür merkezi.
İspanya: Kültür merkezi ve dil kursu.

ÜNİVERSİTELER
Kazakistan 
kazank@kazakhstan.org.tr
Kırgızistan
Türkmenistan (Kapatıldı)
Gürcistan
Azerbaycan. (Kapatıldı)

 HADİ, İHBARLARA BAŞLAYALIM:

“Sayın Kazakistan Büyükelçisi’ne,   Devlet  Başkanı’na  kazank@kazakhstan.org.tr

ULUSAL GÜVENLİĞİNİZ TEHLİKEDE. FETULLAH GÜLEN’E AİT OKULLARDA  CIA AJANLARI GÖREV YAPIYOR.  LÜTFEN BU OKULLARI KAPATAN ÜLKELERİN BAŞKANLARIYLA İRTİBAT KURUNUZ.

Okul kapatan ülkeler: Rusya, İran, Azerbaycan, Özbekistan,  Türkmenistan.”

İNGİLİZCESİ:

Mr. Ambassador, State President

  National security is at stake. CIA agents are on duty FETULLAH Gülen schools belong. The presidents of these countries, please contact your school closes.
School closes countries: Russia, Iran, Azerbaijan, Uzbekistan, Turkmenistan

YUKARIDA İSİMLERİ BULUNAN BÜYÜKELÇİLİKLERE BU MEKTUBU E-MAİL OLARAK GÖNDERİNİZ

SONUÇ:    

Çiftliklerde artık inek koyun yetiştirilmiyor.    TERÖRİST YETİŞTİRİLİYOR…

On binleri bulmuş…  Eğitim süresi altı aymış…  Bu teröristler, fakir ailelerden seçilirmiş…

Eğitilecek gençlerin ailelerine: "Amerika’da  okuyacaklar" denerek kandırılıyorlarmış…
                                                                                                               Kenan Akkuş

BU YAZIMDAN SONRA FETOŞ'UN AVUKATI BENİ UYARIYOR:

5651 SAYILI YASANIN 9. MADDESİ GEREĞİNİN YAPILMASI TALEBİDİR

Nurullah Albayrak nurullahalbayrak@gmail.com

Müvekkilim Fetullah Gülen’in isminin yer aldığı;  vaken.freetzi  sitesinde “FETULLAH İLE TAYYİP’İN FIRILDAKLARI NASIL BOZULUR? başlıklı yazı, video ve yorumlarla müvekkil ve müvekkilin şahsında müvekkili seven insanların kişilik haklarına zarar vermektedir.


Yazı ve video içeriğine dair gerekli, yararlı ve ilgili olmayan nitelemeler ve yorumlar yapıldığı, gerçek dışı iddialara yer verilerek, tahrik edici, kamuoyunda husumet ve kuşku yaratıcı, güveni zedeleyici bir üslubun kullanıldığı; böylece, eleştiri sınırları aşılarak öz ile biçim arasındaki dengenin bozulduğu belirgin olup, hukuka aykırılık unsuru gerçekleşmiştir. Yazıda kullanılan bu sözler amacı ne olursa olsun başlı başına kişilik haklarına ağır ve haksız bir saldırı oluşturmaktadır.
İçerik Sağlayıcısı olarak yazılan yazılar, üçüncü kişilerin kişilik haklarına yönelik açık ve ağır bir saldırı niteliğindeki söz ve ifadeleri içeriyor ise, böyle bir içeriğin yayımlanması hukuk düzenince tasvip edilemez.
Müvekkilin isminin yer aldığı ve gerçek dışı iddia ve isnatların yer aldığı yazının  sitenizde yayınlanması suretiyle müvekkilin kişilik haklarına zarar verildiğinden,  5651 sayılı ‘internet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi hakkında Kanun’un 9. maddesi gereğince; hukuka aykırı içeriğe haiz yazının yayından çıkartılmasını, aksi takdirde yasal yollara başvurulacağını ihtaren bildiririm.
                                                                                          Fetullah Gülen
                                                                                                   Vekili

                                                                                   Av. Nurullah Albayrak



BEN DE CEVAP VERİYORUM:

“Cehenneme kadar yolun var. Allah’sız, Kitap’sız köpekler..."


TARAF GAZETESİ YAZARI 
MEHMET BARANSU'NUN
 YARGILANMASINI ISRARLA İSTİYORUM


FETOŞ’UN EŞŞEĞİ MEHMET BARANSU'NUN BU ASKERDEN NE FARKI VAR? 
ADALET HER KİMSE İÇİN VARSA…
HADİ BUYURUN, ÖNCE MEHMET BARANSU’YU ÖTTÜRÜN.
SONRA İSPİYONCULARI TEK TEK DEŞİFRE EDİN…
FOTOĞRAFTA GÖRÜLEN MEHMETÇİĞE UYGULADIĞINIZ ADALET GİBİ…
GİZLİ BELGELERİ DEŞİFRE ETMEK, SIZDIRMAK SUÇSA…
ORDUDA NE KADAR FETULLAHÇI AJAN VARSA YARGILANMALI….
YARGILAYAMIYOR MUSUNUZ?
SİZ, FAHİŞE ADALETİN MEYVELERİ OROSPU ÇOCUĞU MUSUNUZ?

Kenan Akkuş (esrehber)



ERGENEKON DALGALARININ
PEŞ PEŞE GELDİĞİ BİR ZAMANDA 
TAYYİP'LE FETOŞ'UN ARASINI BOZACAK 
BİR YAZI YAZDIM:



FETOŞ'UN ÇOCUKLARIMIZA HAZIRLADIĞI HAİN TUZAK: 
ANAFEN DERSANELERİ, 
İMAMIN ORDUSUNA ASKER YETİŞTİRİYOR

25 Eylül 2013'de yayınladığım bu yazıdan sonra Tayyip ve çetesi,  tüm dersanelerin kapatılacağını duyurur.

Fetoş durur mu, dersanelerinin kapatılacağını haber alır almaz, çetesine emir verir:

"İş ciddiye binerse düğmeye basın..."

ARDINDAN "FETULLAH KİMMİŞ" İSMİNDE BİR YAZI DAHA YAYINLADIM:

Bir dersane sahibinin anıları - Fettullah kimmiş?


Dershane yoğunluğu ile Fethullah'ın eğitim sisteminde neleri değiştirdiğini anlatmak için ancak fırsat bulabildim. Konu gerçekten çok geniş. Belki dile getireceğim şeyler pek çok arkadaşın bildiği şeyler. Buna karşın olabildiğince ayrıntıya inerek ülkenin bu hale gelişinin en büyük sorumlularından birinin nereden başlayıp nereye geldiğini özetlemek istiyorum. Ne tür bir eğitim aldığı belirsiz, Cumhuriyet içinde medrese mantığını taşıyan "salya sümük ağlayıcı" bu adam buraya nasıl geldi? Ne yazık, benim yaptığım işi yaparak: Dershanecilikten. Çok ilginç, bugün varlığını bile kabul
suçlunun da iyi çalışmayan, "Bu paraya bu kadar iş." diyen milli eğitim öğretmenleri olduğunu düşünürüm. Bu, ayrı tartışılması gereken bir konu.

1980'li yıllarda, idealizmin her aşamada sonlanmasından, "yorgun demokrat"ların kendin dertlerine düşmelerinden sonra bozulan eğitim, gençleri dershaneciliğe itti. Ülkenin her yerinde onlarca, yüzlerce dershane açılmaya başladı. 1990'a kadar cesareti olanın denediği bu iş kolu, o yıllardan sonra ayrı bir meslek grubu olarak
gelişmeye başladı. 1990'a kadar açılan dershanelerin çok büyük çoğunluğu, milli
eğitimden ayrılmış girişimci öğretmenlerin ortaklaşa kurduğu dershanelerdi. Azınlık olan da "Akyazılı Dershaneleri" adıyla İzmir'de başlayan, Fethullahçı grubun dershaneleriydi. Öğretmenlik mesleği dışında biri, neden eğitim sisteminin can alıcı
noktalarından birine niçin girer? O günlerde bu sorunun yanıtını vermek zordu. Herkes, bunun küçük bir dini hareket olduğunu düşünüyor; bu durumu kimse
ciddiye almıyordu.

1986'da, Isparta çevresinden henüz dershane bulunmadığı için, iki basamaklı sınavın birincisinden sonra, bir buçuk aylık arayı değerlendirmek için İzmir'e gittim. Kadifekale'ye yerleşmiş hemşehri varoşçuluğunun etkisiyle Akyazılı Dershanesi'ni
tanıdım. O yıllarda İzmir’de pek az dershane adı anımsıyorum. Basmane'deki dershaneye kaydoldum. Bozyaka girişindeki özel okulu da yurt olarak
kullanıyorduk. İkisi de Fethullah'ındı . Okulun yatakhaneleri, en üst kattaki spor salonu, o tarihlerde pek az okulun ulaşabileceği modernlikteydi. Ayın sonunda olağanüstü spor salonunda moral gecesi düzenlendi. VHS videoya kaset kondu. Fethullah Gülen'i ilk defa orada gördüm. Cumhuriyet karşıtı eylemlerinden dolayı aranıyordu. Kasette Fethullah "Kıbrıs'ı Yunanlılara terk etmeliyiz, oradaki Türkler,
Türklüklerini yitirmişler." diyordu. Bu cümlelerden sonra on kişilik grup geceyi
terk ettik. Fethullah, bu garip tümcesiyle aklımda kaldı.

Üniversiteyi Ankara'da, Hacettepe'de okudum. 90 yılına kadar da çevremde Fethullah Gülen'le ilgili dikkat çekici bir yapılanma görmedim. Bunun, Hacettepe'nin demokratik yapısıyla ilgisi olabilir, bunu şimdiye kadar düşünmedim. Sanırım Fethullah'ın işi, Türkiye dershaneciliğinin başlangıç noktası İzmir’deydi daha çok.

93'te Kayseri'ye atamam yapılınca, Fethullah'ın bu boşluğu nasıl değerlendirdiğini gördüm. Nevşehir'de, Kayseri'de çok yoğun bir örgütlenme içindeydiler ve Fethullahçıların yaptıkları işler, artık dershaneciliğin amaç dışında ve üzerindeydi.
Yalnız Nevşehir'de, Kayseri'de "Serhat Dershaneleri" adıyla değil, ülkenin her yerinde... Isparta'da Gölcük, Konya'da Sabah, Ankara'da Maltepe, İzmir’de Körfez,
İstanbul’da FEM... Ülkenin her yerinde farklı adlarla dershane sektörünü ele geçirmiş durumdalar. Yüz bin dershane çalışanının büyük çoğunluğu onların elindeki öğretmenlerden oluşuyor ve iç düzenekleri "tayin" esasına bağlı. Himmet felsefesine göre asgari ücretin biraz üzerinde çalıştırılan öğretmenler, Fethullah dershanesinden Fethullah özel okuluna, oradan Türk Cumhuriyetlerdeki okullara tayin esasıyla
çalıştırılıyorlar.

Sistemleri özetle şu: Bulundukları illerde muhafazakar insanlarla, ticari bağ kurup iletişime geçiyorlar. Hemen her ilde, dershane ve okulların sorumluluğunu üstlenmiş büyük bir ticaret adamı var. "Himmet" adı altında bağış toplanıyor. Yani gelirleri yalnızca özel öğretimden değil. Bağışlar ve özel okullardan toplanan paralarla "Işık Evleri" açılıyor. Işık Evleri'nde yoksul ve zeki çocuklar barındırılıyor. Öğle yemeği yiyecek parayı bulamayan genç, iyi niyetle onların arasına düşüyor; kendini onlara borçlu hissettiği için yaşam boyu ellerinden kurtulamıyor. Işık Evleri, bulundukları illerin en iyi semtinde. Sözgelimi Kayseri'de, en lüks semt Alparslan Mahallesi'ndeler. Kayseri'de kiralar avro üzerindendir ve yıllık üç bir avro ile yedin bir avro arasında kira istenir. Işık Evleri en az beş bin avroluk evlerdir. Rastlantıyla alt katımda ve üst katımda Işık Evi vardı. Apartman yaşamını yeni tanıyan yoksul aile çocukları, Türki
Cumhuriyetlerden gelen öğrenciler, lise öğrencileri; hatta ilköğretim öğrencileri evin
müdavimleridirler. Evde kimin yaşadığını belirlemek olanaksızdır. Size ikamet verirken bin dereden su getiren muhtar onlara bu ikameti nasıl düzenler, mahalleden sorumlu polis karakolu, onca şikayete rağmen neden evleri basmaz; bilemezsiniz. Komşulara Fethullah kitapları hediye ederler. Aynı şeyi bana denediklerinde karakola düştüğümüzü, orada ben "Burası hücre evi midir?" diye ortalığı ayağa kaldırırken saflıkla karakol amirinin özür diletmesiyle eve döndüğümü, büyük bir fırsatı kaçırdığımı utanarak yazmak zorundayım. 

Poliste Fethullahçı yapılanmanın çoktan tamamlandığını o anda düşünemedim.
Ben karakoldayken evin yarım saat içinde boşaltıldığını öğrendim. Çok seri
biçimde arabalar evimizin önüne yanaşmışlar ve apartmandan otuz öğrenci bavullarıyla birlikte çıkmışlar. İki evin de sahibi tek kişiydi, tahliyesini istediğimizde yanıt şuydu: "Niye çıkarayım, her yıl aynı gün beşer bin avroyu tanımadığım birileri
getirip elime sayıyor. Niye çıkarayım ki?" Işık Evleri'nde, yurtlarda, özel okulların
yatakhanelerinde Atatürk karşıtı söylevler veriliyor. Gece yarısı zikir sesleriyle
uyanıyorsunuz. Herkese işleyen kanunlar bunlara işlemiyor. Herkes merak ediliyor, bunlar edilmiyor.

Kayseri'den örneklemeye devam edeyim. Burada "Hisarcıklıoğlu, Yelkenoğlu, Kılıçaslan, Akansu..." gibi özel okulları var. Servis şirketlerine kadar Fethullahçıların kendi ellerinde. Türkiye çapında da marka olmuş Kayserili işadamları, iş ilişkilerinde
"Benim çocuğum da orada..." diyebilmek için, yani ticari ilişkilerini zinde tutmak
için, çocuklarını o okullara gönderiyorlar. Karşılarındaki tek rakip TED Koleji.
Fethullah'ın Kayseri'deki temsilci iş adamı bir benzin istasyonu sahibi. Yaptığı göstermelik iş, bu. İl genelinde 12 bin öğrencilik dershane öğrencisinin yüzde altmışı onların elinde. Dershane binalarının pek çoğu kendilerinin. Fen lisesi, kaliteli Anadolu lisesi öğrencileri ücretsiz ya da başarısına göre aylık verilerek alınıyor. M1 adını
verdikleri derece sınıfları oluşturarak, rekabet ortamı isteyen çocukların o sınıflara
yalvararak girmesini sağlıyorlar. Kayseri'de Serhat Dershanelerine giden 8 bin öğrencinin elli kadarı derece için yetiştiriliyor; diğer çocuklar finansör olarak dershaneye alınıyor. O öğrencilerden de ailenin izlemediği, orta halli, öğretmenlik gibi bir mesleğe ulaşabilecek çocuklar belirlenip Işık Evleri'ndeki abilere, ablalara
teslim ediliyor. Abla, abi gibi derecelendirmeler, bir üst noktaya çıkmaya çalışan delikanlıya cazip geliyor. Derece arttıkça gizli bilgiler, sorumluluklar, takiyye eğitimi artıyor. Derece için olağanüstü yoğunlukla yetiştirilen öğrencilere her ilde derece
yaptırılıyor; bu da sonraki yılın eğitimden anlamayan velilerinin dikkatini çekiyor. Veli zannediyor ki çarpım tablosunu bilmeyen çocuğunu Fethullahçı dershaneye teslim ederse doktor olarak teslim alacak. Olağanüstü bir sahtekarlık, olağanüstü bir
vicdansızlık. İnsanların umutlarıyla oynamak...
Kayseri'de yüz civarında Işık Evi'in bulunduğundan söz ediliyor. Öğrenciler üniversiteye girince de kalacakları yerlere kadar ayarlanıp örgütle bağlantılarının sürmesi sağlanıyor. Genç, mezun olduktan sonra bağını koparamıyor; artık "Himmetçilik" anne babanın bile yerine geçmiştir. Çocuk, evleneceği eşinin bile yukarıdan gelen emirle belirlenmesine karşı çıkmıyor. Çevrem, ilk başlarda
tehlikenin ayrımına varmayan; örgüte kaptırdıkları çocuğu geri alamadıkları için
ağlayan anne babalarla dolu.


Genç, sonsuz dünya düşüyle; Atatürk'ü dışarıda öven, içeride lanetleyen bir bilinçle yetiştirilerek, tümüyle takiyyeci bilincin davranış biçimine ulaşıyor. Erkeklerin saçları uzuyor, kot montlarının ceplerinde Said-i Nursi'nin risalelerini taşıyıp her
fırsatta okuyor, okutuyorlar. Yalnız, Türki Cumhuriyetlerdeki okulların amaçları
farklı. Onlar daha çok Amerikan tarzı, İngilizce ağırlıklı dersler veriyorlar. Bu yüzden
Türki Cumhuriyetlere daha çok kendi bünyelerinde yetişmiş İngilizce öğretmenleri gönderiliyor.

Daha kötüsü, daha şaşırtıcı olanı; dershane piyasasında kullanılan kitap, yaprak test, tarama, deneme gibi yayımların ülke çapında yüzde doksan beşine Fethullahçılar hükmediyor. Güvender Yayınları tümüyle onlara ait. Türkçede, Köy Enstitülerini eleştiren, Dil Devrimi'ni derinden derine iğneleyen on binlerce yazıya rastlayabiliyorsunuz. Bu konular, bir şekilde çocukların beynine yerleşiyor.
Kaynak, Fem, Pi Analitik, Sabah, Körfez gibi ülke çapındaki pek çok yayın grubu onlara ait. Zaman Gazetesiyle birlikte deneme veriyor, Türkiye Geneli sınavları yapıyor, bir şekilde öğrenciye "Kendi konumun hakkında en iyi veri alabileceğin yer Güvender'dir. " mesajı veriliyor. Herhangi bir öğrenciyle, hangi aile yapısında yetişmiş olursa olsun Güvender'e bağlı yayınların farklı amaçlı olduğunu, kalitesiz
olduğunu tartışabilmek, öğrenciyi buna ikna edebilmek, şu anda gerçekten
olanaksız. Asker bile çocuklarını onların dershanelerine gönderebiliyor.

Okulların bütün resmi verilerini kendi dershaneleri için kullanabiliyorlar. İyi durumdaki bir öğrencinin evi Fethullah'ın dershanesi tarafından arandığında şaşırıyorsunuz. İstedikleri her türlü bilgiye kolaylıkla ulaşabiliyor ve bu bilgileri sanırım yalnız dershane için kullanmıyorlar. Internet ortamına "tümüyle" hakimler. Her yere sızıyorlar. Referanslı üyelik önerimle daha çok bunu düşünmüştüm; ama onu bile aşabilirler.

Her ildeki bu yapılanmanın ülke boyutunda nerelere ulaştığını siz tahmin edin. Paralar hangi yolla, Fethullah'a nasıl aktarılıyor, belirsiz. Ama himmet adındaki bağışlar, özel okul gelirleri, dershane gelirleri, yayın gelirleri ile inanılmaz bir ekonomik hakimiyetleri var. Onları devirebilmek olanaksız. Banka bağları, inşaat sektöründeki eylemleri, Shell gibi uluslararası firmalarla bağlantıları benim mesleğimin dışında kalan, yorumlayamayacağım şeyler. Orduya sızma boyutu da öyle. Genç teğmenlerin onursal kılıçlarını Fethullah'a armağan ettiklerini duyuyorum. Gazeteler, Amerikan tarikatlarıyla bağlar; daha sayılabilecek onlarca örgütsel etkinlik... Basit bir benzetme ile, Cumhuriyet adında bir ağaç eviniz var. Çocuklarınızla o evde mutlusunuz. O evin altındaki ağaç kurtlar tarafından kemiriliyor. Bir gün ağaç yıkıldığında ya çocuklarınızla birlikte yıkılıp öleceksiniz ya da çocuklarınızın o kurtlara dönüşümünü izleyeceksiniz. "Ben demokratım, çocuğum düşüncelerinde özgürdür. Neye inanırsa onu yaşar." derdi yorgun demokratlar. Umarım bu söylemden vazgeçerler; çünkü çocuğunuzun ellerinizden kayıp gittiğini görürsünüz ve çaresiz kalırsınız. Adı Deniz olan, Taylan olan pek çok Fethullahçı genç olduğunu söylesem şaşırır mısınız?

Prof. Necip Hablemitoğlu' nun altın şirketlerince öldürüldüğü lanse edildi. O, Fethullah'ın iç yüzünü belgelediği "Köstebek" adlı kitabının ilk sayfasına düştüğü bir numaralı dipnot yüzünden öldürüldü: "Bu, bu adamla ilgili hafif çalışmam. Daha
büyük çalışma bin sayfa dolayında, hazır; düzeltmeleri için uğraşıyorum. O kitapla
işim bittiğinde Fethullah'ın kim olduğunu daha iyi anlayacaksınız. " "Köstebek" kitabını piyasada bulamıyorsunuz. İkinci kitabınsa ne notlara var piyasada, ne adı...

Dershanecilikle başlayan, ülkeyi karşı devrimin zaferine götüren olgunun mantığı bu arkadaşlar. Bu eylemlerin Emperyalizm' in denetiminde gerçekleştiği açık. Kanımca her eylemleri dışarıdan planlanıyor. Kimlerle ne tür ilişkilere geçecekleri, kimi ortadan kaldırmaları gerektiği, zeki planlar dahilinde Fethullahçılara veriliyor. Fethullahçıların böyle bir organizeyi yapabilecek zeka ve duyusal birikime sahip olduklarına inanmıyorum.

Ben, insanlara elimden geldiğince mesleğimle ilgili neler yaptıklarını anlatmaya çalışıyorum. Elimden gelen daha fazlası değil. "Enseyi karartmayalım. " deyim oldu Çetin Altan'ın sayesinde; güzel bir umut sözü. Ama bana şu an anlamsız geliyor. Ense çoktan karardı bile... Hasan Sabbah'ın intihar fedaileriyle karşı karşıyayız. "Şakirtler" bu dünyadan çoktan vazgeçmişler. Yeni bir Ulusal Kurtuluş Savaşına gereksinim duymamayı dilemekten başka yapabilecek bir şeyim yok... Lanet olsun ki; yok, yok, yok! Anlatacak sayfalar var, umut yok.

BU YAZIMDAN SONRA TAYYİP, DERSANELERİN TAMAMEN KAPATILACAĞINI BİR DAHA TEKRARLAR...

FETOŞ VE ÇETESİ PİSLİKLERİNİ KUSMAYA DEVAM EDERLER
11 Ekim 2013


FETOŞ'ÇULAR PİSLİKLERİNİ KUSMAYA DEVAM EDİYOR



FETULLAH TERÖR ÖRGÜTÜ’NÜN ORTAKLARI:

ERMENİLER, ERMENİLEŞMİŞ KÜRTLER VE SÜRYANİLER


Fetullah Gülen’in kurucu başkanlığını yaptığı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı, Türkiye’yi kurtarmak adına sık sık Abant Platformu adı altında “Cumhuriyeti yıkma” faaliyetleri düzenler.

Platform adını verdikleri bu soytarılığa konuşmacı olarak kimleri davet ederler?
Bu ülkede gazetecilik yapan Ermeni, Kürt ve Süryani yazarları…

Aralarına bir tane Türk sokmazlar…

“Sonuç bildirgesi” hazırlarlar ve uygulanması için Pensilvanya’ya, Kurucu Başkanlarına gönderirler.

Başkan Fetoş, platform soytarılarının hazırladığı “yapılması gerekenler”i Tayyip ve çetesine havale eder.

Tabi bu isteklerin yanında özel bir çanta vardır. Çantanın içinde AKP’lilerin gizli çekilmiş porno görüntüleri vardır…

“- Cemaatim bunu istiyor, değerlendirip uygulamanız dileklerimle, selamlar…”

Tayyip ve çetesi bu istekleri harfiyen uygular… Elleri mahkum...

Tam 11 senedir Tayyip ve çetesinin porno görüntüleri medyaya sızmamışsa, Ermeni, Kürt ve Süryani platformu olan Abant’çıların isteklerinin yerine gelmiş olmasındandır.

Bu platformda önceleri neler konuşulduğunu bilir misini?

“Demokratik hayatımıza tecavüz eden darbecileri yargılayamadık, yargısız infazların, işkence ve kötü muamelelerin hesabını soramadık. Bu işi en kısa zamanda bitirmek lazım.”

“DP’nin 1950’de iktidara geldiğinde CHP’yi kapatıp, İnönü’yü de tarihteki huzurlu yere göndermemiş olması en büyük talihsizliktir”

Şimdi neyi konuşuyorlar?

“28 Şubat’ın patron ayağını, medya ayağını linç etmenin zamanı geldi. Hocaefendi yeşil ışığa basmalı…”

Tayyip geçenlerde Pensilvanya’ya çağırıldı… Özel çantadaki onlarca pornonun yanına yenilerinin eklendiği gösterildi ve talep nazikçe iletildi.

Fetoş’un başkanlığını yaptığı “Cumhuriyet’i yıkma” projelerinin geliştirildiği Abant Platformu’nun daimi üyelerinden biri de Ermeni gazeteci Markar Eseyan’dır.

İki gün süren cumhuriyeti oyma toplantılarının hemen ardından duş bile almadan kaleme sarılır, gazete köşelerinde pisliğini kusar, kusar…

Markar Eseyan denen gazeteci kimdir?

Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmak için Fetullahçılarla işbirliği yapan bir Ermeni’dir.

İlköğretimi Bomonti Mıhitaryan Ermeni Katolik İlköğretim Okulu'nda, liseyi ise Özel Getronagan Ermeni Erkek Lisesi’nde okumuş.

Hrant Dink’le birlikte Agos Gazetesi’ni kurmuş ve uzun yıllar çalışmış.

Taraf ve Yeni Şafak gazetelerinde yazılar yazarmış.

Atatürkçüleri, CHP’yi ve MHP’yi kibarca karalarmış…
Ağır eleştirilerde bulunursa, bilir ki Hrant Dink gibi kim vurduya gideceği olasıdır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde Türklerin kullandığı tüm imkanları kullanan, kilisesinde ibadetini özgürce yapabilen, iş bulup para kazanabilen, özgürce yaşayıp istediği her şeyi alabilen, hatta bu ülkenin gerçek vatandaşlarını aşağılayıp onların linç edilmesine katkıda bulunan bir Ermeni…

Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşı Markar Eseyan…

Ülkemin geleceğini ve milli menfaatlerini savunduğum için elimden nüfus kağıdımı alan devlet, bir Ermeni’nin yıkıcı faaliyetlerine göz yumuyor, her türlü rantı sunuyor. Bunun adı “Anayasal hak” oluyor.

Devletin her türlü hak sunduğu Ermeni Markar Eseyan bakınız ne diyor:

“Osmanlı’ya karşı bağımsızlık savaşı verdik ve bir ulus devleti (Ermenistan’ı) kurduk. Fakat camileri koruduk.”

Osmanlı döneminde Ermenistan’da kaç cami vardı, biliyor musunuz?
Toplam 110 tane… (Erivan'da 42, Eçmiedzin'de 33, Zengezur'da 35)

Şimdi kaç tane var?
2 tane… (Gök cami, Hüdabende cami)

Bu iki camide sadece İranlılar ibadet edebiliyor.
Çünkü Ermenistan’da Türklere yaşama hakkı tanınmıyor.
Bu sebeple Ermenistan’da Türk bulunmuyor.

Bir de Serdar Cami vardı ki Ermeniler, 1918 yılında son kalan Osmanlı vatandaşlarını bu camiye doldurdular ve camiyi ateşe verdiler. Şah İsmail’in yaptırdığı Serdar cami, içindeki Türklerle birlikte yanarak kül oldu.

Ermeni Türk vatandaşı Markar Eseyan’ın “koruduk” dediği camiler ve içinde ateşe verilen Türkler…

Yaptığı icraatlar, Fetullah Gülen cemaati tarafından alkışlanıyor ve Türk düşmanı bir Ermeni yağla balla besleniyor…. Fetullahçıların Yeni Şafak Gazetesi’nde…

İşte bu Markar Eseyan en son Samanyolu’nda boy gösterdi.

Kamuda başörtüsü serbestliğini öyle savunuyor ki, sanırsınız Tayyip’inkiler gibi birkaç kızı var, başörtüsü yasağı sebebiyle okullara alınmayıp mağdur edilmişler, bu sebeple Amerikalarda okutmuş…

Katolik bir Ermeni neden Müslümanların başörtüsü için Türklere cephe alır?

Çünkü çalıştığı gazete Yeni Şafak patronu ondan bunu bekler: “Türban yasağını bahane et, Türkleri karala…”

Yeni bir kitap çıkarmış, Samanyolu Haber’de tanıtıyor: “Gezi olaylarının perde arkası…”

Atatürkçüleri ve özellikle CHP’yi karalıyor ve son noktayı koyuyor:

“GEZİ OLAYLARI BİR DARBE GİRİŞİMİDİR…”

Başbakan Tayyip'e sesleniyor, Atatürkçüleri ve CHP’lileri linç etmeye davet ediyor…

Düşünmek lazım:
Bu pislik işlerde Fetullahçı köpekler mi maşa?
Ermeni piçi Markar Eseyan mı?

12 Ekim 2013
Kenan Akkuş (esrehber)


FETOŞ, DERSANELERİNİN KAPATILACAĞINA
TAMAMEN İNANINCA TAYYİP'E CEPHE ALIP
 AĞZINI BOZMAYA BAŞLADI:
"MUSİBETLER KARŞISINDA SABRETMELİ..."


...TAYYİP PATLIYOR...


İNTERNET SİTELERİMDE YAYGARAYA BAŞLIYORUM:

DERSANELER İMAMIN ORDUSUNA ASKER YETİŞTİRİYOR…
KARAR VERİN:
YA DERSANELER KAPATILSIN…
YA İMAMIN ORDUSUNA ASKER YETİŞTİRİLSİN…

Fetullahçılar bir haftadır  kafayı yemiş durumdalar.
Dışkısını yedikleri Tayyip’in ihanetine uğradılar ya…
Hani şu İmamın ordusuna asker yetiştirdikleri dersaneler yok mu?
Tek tek kapatılacakmış…
Aferin Tayyip’e… Kapat, kapat…
Kapılarına mıh denen o kocaman çivilerden çaksın ki, bir daha açılmasın…

Fetullah’ın  fırıldak televizyonu Samanyolu, Tayyip’e soruyor:
“Hastaneler de özel… Niye onları kapatmıyorsun?”
“Bankalar da özel… Niye kapatmıyorsun?”
“Okullar da özel… Niye kapatmıyorsun?”
“Gücün fakirin fukaranın dersanesine mi yetiyor?”
Aynen böyle…

Hatta öyle bir örnek veriyorlar, gülmekten yellenme krizlerine tutuldum:

“Lokantalar da özel… Millet evinde yemek yiyebilir…

Lokantaları niye kapatmıyorsun?”

Vallahi aynen böyle…

Dedim ya kafayı yemiş durumdalar…

Öyle kimseleri ekranlara çıkarıp konuşturuyorlar ki, midem bulandı.

Masum çocuklardan medet bekliyorlar.

Bunlardan biri annesini terör saldırısında kaybetmiş bir kızımız.

“N’olur dersanemi kapatma Tayyip amca” diye yalvarıyor…

Fetullah’ın fırıldakları yalvartıyor.

Ardından veryansın Tayyip’e…

Demek ki neymiş?

Tayyip’le Fetoş’un ilişkisi din işi değil, çıkar ilişkisiymiş…

Birbirlerinin fırıldak işlerine destek verenler, çıkar ilişkileri bitince işte böyle keser olup, sap olup dönüyorlar…

Tayyip’in yerinde olsam özel okulları da kapatırdım.

Dersanelerin yüzde yetmişi Fetullahçıların olduğu gibi, özel okulların hemen hemen tamamı Fetullahçıların elinde…

Öncelik eğitim ama bu başka eğitim… İmamın ordusuna asker yetiştiriyorlar.

Fakat Fetullahçılar en az Tayyip kadar kurnaz çakallardır.

Mutlaka bir yolunu bulurlar.

Mesela yüzme kurslarını Tayyip kapatamaz.

İngilizce, Almanca, Fransızca, Rusca kurslarını…

Judo, boks, tekvando, karete…  Kapatamaz…

Kurslara gidip eğitim almak anayasamızda en doğal haktır.

Bu yasayı Anayasa mahkemesi bile kaldıramaz.


Dersane yerine kurslar devreye girerse…

Diyelim ki Tayyip bunları da kaldırdı…

Siz de siyaset okullarını kaldırın kardeşim…

Partinin içinde siyaset okulu mu olur?

Hangi anayasada yazıyor bu?


Fetullahın fırıldakları karar vermeli:

“Hıyanet sarmalı”, ihanet sarmalından daha insaflı…

Kenan Evren’in dersaneleri kapattığını gördünüz mü?

Akıllı olun…

İhanet sarmalı Tayyip okullarınızı da alır, televizyonunuzu da alır elinizden…

Zırıl zırıl ağlarsınız.

Fakat Tayyip yine duymaz… Çünkü onun derdi başka…

21 Kasım 2013

Kenan Akkuş (esrehber)



Tarih 17 Aralık 2013...

FETOŞ, İKNA EDEMEDİĞİ TAYYİP İÇİN DÜĞMEYE BASAR


SES KASETLERİ VE FOTOĞRAFLAR BİR BİR DÖKÜLÜR...


AKP'Lİ DÖRT BAKAN'IN ZARRAP'TAN ALDIĞI RÜŞVETLER ÇARŞAF EDİLİP SERİLİR...


BAKAN ÇOCUKLARININ PARA SAYMA MAKİNALARI, PARA KASALARI DEŞİFRE EDİLİR...




TAYYİP'İN OĞLU BİLAL'LE YAPTIĞI "SIFIRLA OĞLUM" KASETLERİ TAYYİP'E EN BÜYÜK DARBE OLUR...



... VE NELER NELER...




TAYYİP DURU MU? KARŞI ATAĞA KALKAR...

İKİ SENE SÜREN PLAN VE PROJEDEN SONRA MİT, CIA VE MOSSAD'IN DA İÇİNDE YER ALDIĞI BİR DARBE TEZGAHLANIR...

MİT VE CIA, TSK GENERALLERİNİ KANDIRARAK DARBE YAPMAYA TEŞVİK EDER...

FETOŞ BU DARBEYE ONAY VERİR...

...VE BAŞINI HAKAN FİDAN'IN ÇEKTİĞİ DARBE TEZGAHI, FETULLAHÇILARI LİNÇ ETMEK AMACIYLA 15 TEMMUZ AKŞAMINDA GERÇEKLEŞTİRİLİR...

DARBE TEZGAHI PLANLANDIĞI GİBİ TIKIR TIKIR İŞLETİLİR...

FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜ MENSUBU DENEREK TÜM FETULLAHÇILARI VE TAYYİP'E MUHALİF YÜZ BİNLERCE  ŞAHISI TASFİYE ETMEK ADINA ZEMİN HAZIRLANIR...

TAYYİP'İN DARBESİNİN SON ADIMI GERÇEKLEŞMİŞTİR...

ŞERİAT'I İLAN ETMEK İÇİN HİÇ BİR ENGELİ KALMAMIŞTIR...


SONRASI MALUM...

SONUÇ:  Tayyip ve Doğu Perinçek'in tezgahlayıp MİT, CIA ve MOSSAD'A havale ettikleri sahte darbenin nasıl oluştuğunu okudunuz.

Tayyip, Fetoş'un dersanelerini kapatmasaydı, Fetoş, Tayyip'in yolsuzluklarını deşifre etmeyecek, kaldıkları yerden Ergenekoncuları linç etmeye, orduyu çökertmeye devam edeceklerdi...

Fetoş'un terörist yetiştirdiği dersaneleri Tayyip'e ihbar etmekle suç işledim mi, bilemiyorum...

Ben doğru olanı yaptım...

Fakat Tayyip yine yanlış yolda...

İşlediği cinayetler, gerçekleştirdiği darbe, insanları kandırması, sahteciliklere bulaşması gün gelecek kendisine  "yol, su, elektrik" olarak dönecektir...

Bu ülkede hiç bir şey gizli saklı kalmaz...

...ve adalet er geç gerçekleşir...

Günümüzde adaleti öbür dünyaya bırakan kalmadı...

Çünkü Müslüman kalmadı...

Bu sebeple Allah, her şarlatanın pisliklerini ayaklarına dolandırıyor...

Tayyip'in son dört yılda yaşadıklarına bakınız yeter...

Kalınbarsağında kanser var...

Beyninde tümör var...

Allah'tan korkmuyor, Fetoş'tan korktuğu kadar...

İyi uykular...

Kenan Akkuş (esrehber)



SON DURUM










AKP’NİN TEMELİ PENSİLVANYA’DA ATILDI


AKP’NİN KURULUŞUNDA, FETOŞ’UN TAYYİP’E 40 MİLYON DOLAR BAĞIŞLADIĞINI BİLİYOR MUYDUNUZ?


BİLMEYENLER MUTLAKA ÖĞRENSİN:

Tayyip, Refah Partisi İstanbul İl Başkanı...

Kasımpaşa'da bir vakıfta ABD'nin Ankara Büyükelçisi Yahudi Morton Abramowitz ile tesadüfen tanıştırılır.

Tayyip'in parti içindeki başarılı hizmetlerinden söz edilir Büyükelçi'ye.

ABD Büyükelçisi ile İl Başkanı Tayyip'in kafaları öyle uyuşur ki, dost olurlar.

Tayyip, bu Yahudi'ye ideallerini, planlarını, ulaşmak istediği makamları anlatır.

Hatta bunlar için destek ister.

Tayyip'in hırsına hayran kalan Büyükelçi, ABD'deki "dostlarına" kendisinden söz edeceğini, idealler için onları "ikna" edeceğini söyler.

Nakşibendi tarikatının ve özellikle Mahmut Esat Coşan’ın büyük desteğiyle Tayyip, İstanbul Büyükşehir Belediye’sine Başkan olur.

ABD Büyükelçisi Morton Abramowitz, 15 Ekim 1996’da Tayyip’in kapısını çalar.

Recep Tayyip Erdoğan'ı İstanbul Belediyesi makamında ziyaret eden Büyükelçi, Tayyip'e, temsil ettiği ülkenin hükümeti tarafından gönderildiğini söyler: "Siz İstanbul'u yönetip yıldızınızı parlatabildiğinize göre, Türkiye için de çok şey yapabilirsiniz" der.

Bir parti kurması halinde ABD'nin maddi gücünü esirgemeyeceğini, her türlü desteği vereceğini söyler.

Yahudi Morton Abramowitz ile Tayyip'in birlikte hazırladıkları "ideal-planlar" tıkır tıkır gerçekleşir.

Tayyip ile ABD Büyükelçisi’nin görüşmeleri İstanbul Belediyesi'nin Florya tesislerinde kaldığı yerden devam eder, sık sık buluşmaya başlarlar...

Tayyip’in ABD seyahatleri gerçekleşmeye başlar...

Bu ziyaretler sıklaşır…

Masonlarla, Yahudilerle "ideallerinin" pazarlığını yapar.

Türk Milleti ise Tayyip’in nereleri ziyaret ettiğini, kimlerle görüştüğünü, "idealleri" için kimlerle masa başına oturduğu bilmez.

Çünkü ülkemin insanı Tayyip Erdoğan'ın varlığının farkında bile değildir.

Onu sadece İstanbul halkı tanır, bir şeyh tarafından başlarına Belediye Başkanı eylenmiştir...

Fetullah Gülen ABD’ye kaçtığı günlerde, Tayyip’de ceza evine girer.

Dört buçuk ay kaldığı ceza evinden Temmuz’da çıkar.

Aynı yıl (1999) Tayyip yine ABD'yi ziyarete gider.

Fetullah Gülen ile Saylosburg’da buluşup pazarlık yapar.

Kuracağı parti tüzüğünü Fetullah Gülen’le birlikte hazırlar.

Türkiye'nin geleceği değil de, "Tayyip'in geleceği" üzerine planlar yapılır.

Fetullah Gülen’den, 40 milyon dolar yardımla birlikte cemaatinin seçimlerde destek olacağı sözünü alır.

Tayyip, ADL Yahudi lobisinde, Fetullah Gülen'in tanıştırdığı Yahudi Ayla Bakkalı’nın düzenlediği bir Yahudi toplantısına katılır.

Kuracağı parti tüzüğünde nelere yer vermesi gerektiği Tayyip’e anlatılır.

Anayasa’yı değiştirmesi, Başkan olması ve Türkiye’yi şehir devletlerine bölmesi istenir.

Yahudi lobisinin isteklerini kabul eden Tayyip, iktidara getirilmesi durumda Yahudilerin isteklerini yerine getireceğine söz verir.

Tayyip sekiz ay sonra, 16 Temmuz 2000'de ADL Yahudi Lobisinin daveti üzerine yine ABD'ye gider..

Morton Abramowitz’le buluşur. Büyükelçi, ABD hükümetinin desteğini tekrar anlatır. Seçim öncesi ve sonrasında neler yapması gerektiği yazılı halde teslim edilir.

Cüneyd Zapsu ile buluşur, kendisine danışmanlık yapmasını ister.

Korkut Özal ve Bülent Arınç’la birlikte Refah Partisinden istifa eder…

ADL Yahudi lobisinin gönderdiği 300 milyon dolar, Fetullah Gülen’in bağışladığı 40 milyon dolar, İskenderpaşa Cemaatinin topladığı 70 milyon dolar, Cüneyt Zapsu aracılığıyla ABD hükümetinden 300 milyon dolar ve yine Cüneyt Zapsu aracılığıyla Suudi Krallığından gelen 600 milyon dolar...

Korkut Özal, Bülen Arınç ve Sabri Ülker’in büyük iş adamlarından topladığı 100 milyon dolar, Kanal 7 kurucularının Almanya’da topladığı 50 milyon dolar...

Binali Yıldırım’ın Almanya’da genel müdürlük yaptığı gemicilik şirketinden soyduğu 140 milyon dolar…

Toplam bir buçuk milyar dolarla il ve ilçe teşkilatlarını hazırlayan Tayyip, Ak Parti adıyla 14 Temmuz 2001 yılında partisini kurar…

Tayyip’in akıl hocası Korkut Özal, "İslam dinini" istismar ederek halkı uyuşturmanın yollarını Tayyip'in beynine enjeksiyon ederken…

Tayyip’in diğer akıl hocası Cüneyt Zapsu, "uyuşturulan insanların elindeki kıymetler" hangi yollarla gasp edilir, "devlet denen kurumlar nasıl soyulur", işte bunların derslerini verir…

14 yıl geçer…

Tayyip ve çetesi şimdi cinayetler işleyen, hırsızlık ve gasp yapan, rüşvet karşılığında ülkenin değerlerini satan, rantı hırsız sülüklere paylayarak milyarlık rüşvetleri cebine indiren, halkı kandırarak ülkeyi kasıp kavuran bir mafyaya dönüşür…







FACE SAYFAMDA BANA KÜFREDEN...
AHLAK ENGELLİ 
KANDIRILMIŞ FETÖ TERÖRİSTLERİNİ
DEŞİFRE EDİYORUZ


TAYYİP'TEN İMAM HATİP TERBİYESİ ALAN MÜSLÜMANLAR İŞTE


ARZU DAŞKIN



İBRAHİM AKCA








MEHMET ÇELİK





İZZET GÜLHAN






























































































































YÜZLERCE.....
HAZIRLANIYOR....









ESKİŞEHİR’İN RÜŞVETÇİ SAVCI VE HAKİMLERİ
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na, ANKARA
Bu dilekçem bir suç duyurusudur.
Eskişehir savcıları ve hakimleri tarafından linç ediliyorum.
Konularla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkımı kullanarak dava açtım. Bireysel başvuru No: 2012 / 25 

Bu sebeple Eskişehir savcıları ve hakimleri tarafından akıl hastanesine kapatılmak isteniyorum. Ayrıntılar aşağıdadır.



SUÇ İŞLEMEMESİ BEKLENENLER, MİLLETE ÖRNEK OLMASI GEREKENLER, HİPOKRAT YEMİNİ EDENLER, SENELERCE HUKUK EĞİTİMİ ALMIŞ BEYLER NEDEN SUÇ İŞLER?

İlişikteki Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yazısına göre, şahsıma düzenlenen deli raporu ve 1. Asliye Ceza Mahkemesi kararı yasa dışıdır.
Görüldüğü üzere hangi sebeplerden dolayı Yargıtayca raporun kabul edilmediği anlatıldığı gibi, mahkeme kararının neden bozulduğu da nettir.

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı, Bakırköy Akıl Hastanesi'ne sahte bir rapor hazırlatmış  ve bu sahte raporla şahsımı ömür boyu tecrit etmek istemektedir.

Bu Yargıtay kararına rağmen Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı şahsımı hala gıyabımda yargılatmakta ve ifade almadan, savunma almadan, itiraz hakkı tanımadan, mahkemenin varlığını haber vermeden, mahkeme kararını şahsıma tebliğ etmeden Bakırköy Akıl Hastanesi’ne kapatmaya çalışmaktadır. Bu durum yasalarımıza göre suçtur ve buna benzer bir yargılama konusunu Anayasa Mahkemesi’ne taşıyarak bireysel başvuru hakkımı kullandım. Başvuru belgelerim ilişiktedir.
Kırmızı kalemle çizdiğim cümleler, Eskişehir hakimlerinin ve savcılarının bilerek işledikleri suçları kapsamaktadır. Fakat yargılatabileceğim hiçbir makam yoktur.
Kırmızı kalemle çizilen cümlelere açıklamalarım:
Madde 74- (1)
Yazıda görüldüğü üzere uzman hekimin önerisinden söz edilmektedir. Bu şahıs Eskişehir Adliye binasının en alt katında görev yapan Adli Tıp doktorudur. Şahsımla hiçbir surette görüşmeyen bu hekim, şahsımın Bakırköy Akıl Hastanesi’ne kapatılması uygundur yönünde rapor tanzim etmiştir. Polisler eşliğinde Eskişehir Devlet Hastanesi’ne götürüldüm ve burada Gönül Baylan Kaygısız isminde bir doktorun huzuruna çıkarıldım. Ömer isimli polis memuru, bu doktorun kulağına bir şeyler fısıldadıktan sonra doktorla birlikte bir başka odaya geçtiler. 10 dakika süren konuşmalarından sonra yanıma geldiler ve “Bakırköy Mazhar Osman Hastanesi’ne yatırılması uygundur” şeklinde rapor düzenlediler. Adli Tıp doktorunun yaptığı gibi Doktor Gönül Baylan Kaygısız da şahsımı hiçbir surette muayene etmeden şahsımı akıl hastanesine postalamıştır.
Cumhuriyet savcısının iddianamesinin dinlenmesi gerektiği anlatılırken, şahsıma iddianame hazırlayan Cumhuriyet savcısının yüzünü görmediğim gibi, ismini de bilmiyorum, hatta hazırladığı iddianameyi de okumuş değilim. Hangi sebeplerden dolayı yargılandığımı hala bilmiyorum.
Baro tarafından atanan avukatın şahsımı müdafaa ettiğini görmedim. Kendimi müdafaa etmek için, çalıştığım iş yerinde bizzat şahit olduğum cinayetleri, tarihi eser kaçakçılığını, sit alanı yağmacılığını, sahte ruhsatlı kaçak villaları, Eskişehir Subay Orduevi’ne verilen zararları bizzat anlattım ve Hakim’den bu anlattıklarıma tutanakta yer vermesini istedim. Altı senedir hiçbir savcının şahsımdan ifade almak istemediklerini, fakat deli raporu aldırmak için bol bol iftira attıklarına şahit olduğumu söyledim. Bunları anlatırken hakim Murat Karahisar sürekli alayla karışık sırıttı durdu. Anlattığım hiçbir konuyu tutanaklara yazdırmadığı gibi, “Neden anlattıklarımı yazdırmadınız?” sorumun karşılığında “İftira ettiği hususunda kuvvetli şüpheler bulunması sebebiyle İstanbul Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde üç hafta gözlem altında tutulmasına…” diyerek mahkemeyi bitirdi.
İki polis nezaretinde İstanbul Bakırköy Sinir ve Ruh Sağlığı Hastanesi’ne götürülerek 33. Adli Servis’e kapatıldım. Hapishaneden farkı olmayan bu serviste Pratisyen Doktor Bilge Akyüz’den başka hiç kimseyi tanımadım. Bu doktor 15 gün boyunca “Neden boyundan büyük işlere kalkıyorsun?”, “İnternet sitelerini sen mi hazırladın, başkaları mı?”, “Arkanda kimler var, sana kimler destek veriyor?” soruları dışında bir soru sorup da cevabını almadı. Sürekli arkamda birilerinin olduğunu ima ederek anlatmamı istedi. Hiçbir surette heyete girmediğim halde şahsıma heyet raporu düzenlenmiş. Bu raporu görmedim fakat yargılandığım mahkemeler bu raporu işleme koyarak beni zırdeli ilan ettiler, cezai ehliyetimin olmadığını iddia ederek mahkemeleri düşürdüler. Bakırköy Mazhar Osman Hastanesi’nin şahsıma düzenlediği raporun altında imzası bulunan doktorlar hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğum gibi, Eskişehir 3. Sulh Hukuk Mahkemesi Hakimi Nevin Bal’a teslim ettiğim dilekçede ısrarla bu sahtekarlıktan bahsettim. Fakat Hakim Nevin Bal, diğer hakimlerle suç birliği yoluna gitti ve şahsımın deli olduğunu söyleyerek kısıtladı.
Madde 74- (4)
Gözlem altına alınma kararına karşı itiraz yoluna gittim. Eskişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ne bir dilekçe yazarak Hakim Murat Karahisar’ın kararına itiraz ettim. Bu dilekçemde özellikle şahit olduğum cinayetleri, şahit olduğum tarihi eser kaçakçılığını Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirmeme rağmen ilgilenmediklerini, dilekçelerimin Başsavcı Gökhan Karaburun ve Başsavcı Vekili Coşkun Mutluer tarafından yırtıldığını, şahsımla alay ettiklerini anlattım. Cinayetler konusunda ısrarcı olunca şahsıma deli raporu aldırıp iddialarımdan kurulmanın yollarına gittiklerini ve şahsıma bol miktarda iftiralar atarak yargılattıklarını anlattım. Bu iftirayı atanlardan birinin Savcı Hasan Gönen olduğunu belirttim. Hakim Berrin Kanagöl Yeşilyurt’un şahsımı İstanbul Adli Tıp Kurumu’na sevkettiğini, 4. İhtisas Kurulu’nda muayenemin yapıldığını ve heyete girdiğimi belirterek, bu kurumun şahsımı sağlıklı bulduğunu, “Akli ve ruhi durumu yerinde” raporu tanzim ettiğini, Adli Tıp Kurumu’nun raporuna uyulması gerektiğini söyledim. İtiraz dilekçem işleme bile sokulmadı ve iki polis şahsımı kelepçeli bir şekilde İstanbul’a götürdü.
Madde 74- (5)
Yukarıda anlattığım üzere İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu’nun şahsıma düzenlediği bir rapor vardı ve sağlıklı olduğumu anlatıyordu. Fakat cinayetlerine şahit olduğum bir takım karanlık şahısların korunması gerektiği için bu raporum, Eskişehir savcıları ve hakimleri tarafından hiçbir zaman kale alınmadı. Cinayetleri ve antika kaçakçılıklarını örtbas etmenin yolu şahsımı akıl hastanesine kapatmaktan geçiyormuş. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nden uydurma bir rapor düzenlettiler. Bu raporu Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Servisi’ne taşıyarak heyete girdim ve raporu incelettim. Tıp Fakültesi şahsıma “sağlıklıdır” raporu düzenledi. Bu rapor Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’nda mevcuttur. Fakat çok sayıda hakim ve savcı bu rapora da itibar etmedi. Israrla kapatmak ve susturmak istiyorlardı.
Cinayetleri, antika kaçakçılığını, sit alanı yağmacılığını, sahte ruhsatlı çok sayıda lüks villayı, Eskişehir Subay Orduevi Binasına verilen zararı, devletten yapılan hırsızlıkları, extacy ticaretini, özel şirketlerden sahtecilikleri örtbas ederek menfaat sağlayan savcılar ve hakimlerin isimleri:
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Gökhan Karaburun,
Başsavcı Vekili Coşkun Mutluer, 
Eskişehir Ağır Ceza Hakimi Rasim Manav, 
Eskişehir Asliye Ceza Hakimi Berrin Kanagöl Yeşilyurt (Bu hakim evrakta sahtecilik yapmıştır), 
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Celalettin Karanfil, 
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Hasan Gönen, 
Eskişehir Sulh Hukuk Hakimi Nevin Bal, 
Eskişehir Asliye Ceza Hakimi Hakkı Aydoğan (Bu hakim teslim ettiğim, yasadışı işleri gösteren 20 adet belgeyi yok etmiştir), 
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Cemal Gürsel Sarıca,
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Metin Kurt, 
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Erdal Yatmış, 
Eskişehir İcra Hakimi Derman Çönk, 
Eskişehir Sulh Ceza Hakimi Murat Karahisar, 
Eskişehir Sulh Ceza Hakimi Nadir Serbest, 
Eskişehir Sulh Ceza Hakimi Erol Özdemir, 
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Salih Gündeş, 
Eskişehir Asliye Hukuk Hakimi Ali Selman Erkuş 
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Orhan Çetingül…

Şahsıma düzenlenmiş tüm iddianamelerin, mahkemelerde düzenlenmiş tutanakların, şahsımın vermiş olduğu yazılı savunma dilekçelerimin ve Mahkemelerin vermiş olduğu gerekçeli kararların incelenmesi gerekmektedir.
Ayrıca “Akıl hastasıdır, cezai ehliyeti yoktur, akıl hastanesinde tedavisi uygundur” şeklinde kararlar vererek bir takım karanlık şahısların cinayetlerini aklayan, antika kaçakçılıklarını örtbas eden, devletin milyarlarca lira soyulmasına göz yuman Eskişehir savcıları ve hakimleri hakkında soruşturma açılması gerekmektedir.
Eskişehir Başsavcılığı şahsımı yine yasadışı bir şekilde yargılatmış ve “Bakırköy Akıl Hastanesi’ne kapatılması uygundur” kararı aldırmıştır. Bunu bizzat yapan Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Orhan Çetingül’dür. İddianamede hangi suçlamalar var, hangi mahkemede yargılanmışım, şahsıma söylenmediği için bilmiyorum. Bildiğim tek şey, Anayasa’ya aykırı olarak yargılandığım dosyanın numarası: 2012 / 2-3259
Şahsıma uygulanan linçlere son verilmesi için gereğini yapmanızı istirham ederim. Eğer ikamet adresimde bulunamazsam, uzun bir süre susturulmak adına Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne kapatılmış olacağımı bilmenizi istedim.
Bu dilekçemde anlattığım her konunun doğruluğunu taahhüt ederim. Araştırılırsa ve şahsımdan ifade alınırsa zaten doğrular ortaya çıkacaktır.



Yüksek Yargı’ya saygılarımı sunarım. 13/11/2012

Kenan Akkuş



Adresim:

Telefonum: 0535 232 12 47
Bu dilekçemi:
Anayasa Mahkemesi’ne, Bireysel başvuru dosyama konmak üzere gönderdim. Bireysel başvuru No: 2012 / 25
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na, Başsavcı Yardımcısı Abdullah Er’e gönderdim. Şahsıma göndermiş olduğu ilişikteki Yargıtay kararının, Eskişehir savcılarınca ve hakimlerince kabul görmediği hususu…
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na, bu dilekçemde isimleri geçen hakimler ve savcılar hakkında suç duyurusu olarak gönderdim.


Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’na, bilgilendirmek maksatlı gönderdim.


Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı, Adli Tıp Kurumu'na bir sahte rapor daha hazırlatarak ikinci sahtekarlığa imza atmıştır. 

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı, şahsım linç  edilerek AKP kurucusu katiller Ilgaz mafyasını (Şenol Ilgaz, Mustafa Ilgaz, İsmail Ilgaz, Asım Çınar)  ve isimlerini bu sayfalarda defalarca teşhir ettiğim savcıları ve hakimleri yasa dışı işlerden kurtarmaya çalışmaktadır. 

Eskişehir Savcılarının ve Hakimlerinin karıştığı yasadışı işler:

5 cinayet, uyuşturucu ticareti, vergi kaçakçılığı, banka hortumlama, devleti soyma, özel şirketleri soyma, sit alanlarını yağmalama, tarihi eser kaçakçılığı, çok sayıda sahte ruhsatlı kaçak villa, kara para aklama, tefecilik, darp, gasp...

Kamuoyuna suç duyurusudur...




ESKİŞEHİR SAVCILARI, TAYYİP’İN EMRİYLE 5 CİNAYETİ ÖRTBAS ETTİ…
CİNAYETLERE KAZA SÜSÜ VERİLDİ…
ÇÜNKÜ KATİLLER AKP KURUCUSUYDU…

ŞAHİT OLDUĞUM CİNAYETLERLE İLGİLİ İFADEM ALINMIYOR…

ISRARLA İFADE VERMEK İSTEDİM, DEVLETİN SAVCILARI BENİ ODALARINDAN KOVDULAR.

BENİ “DEFOOOL” DİYEREK ODALARINDAN KOVAN SAVCILARIN İSİMLERİ:

SAVCI HASAN GÖNEN, 
SAVCI CELALETTİN KARANFİL, 
SAVCI CEMAL GÜRSEL SARICA…
SAVCI TÜLAY NERMİN ATAY,
SAVCI SALİH GÜNDEŞ…

DURUŞMA ESNASINDA ISRARLA CİNAYET İHBARI YAPTIĞIM FAKAT İHBARLARIMI TUTANAKLARA YAZDIRMAYAN ESKİŞEHİR HAKİMLERİ:
HAKİM NADİR SERBEST,
HAKİM EROL ÖZDEMİR,
HAKİM NEVİN BAL,
HAKİM BERRİN KANAGÖL YEŞİLYURT,
HAKİM HAKKI AYDOĞAN (Dosyamdan belgeler çalan hırsız hakim)
HAKİM MURAT KARAHİSAR,
HAKİM RASİM MANAV…
SAHTE BELGELER HAZIRLAYARAK ANAYASA MAHKEMESİ’Nİ YANILTAN RÜŞVETÇİ BAŞSAVCILAR:
BAŞSAVCI GÖKHAN KARABURUN (Şimdi Yargıtay Üyesi)
BAŞSAVCI ORHAN ÇETİNGÜL
BAŞSAVCI VEKİLİ COŞKUN MUTLUER…

ESKİŞEHİR SAVCILARI VE HAKİMLERİ HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNUYORUM.

ŞAHİT OLDUĞUM BEŞ CİNAYETLE İLGİLİ BENDEN İFADE ALACAK BİR SAVCI ARIYORUM…

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı, şahsım linç  edilerek AKP kurucusu katiller Ilgaz mafyasını (Şenol Ilgaz, Mustafa Ilgaz, İsmail Ilgaz, Asım Çınar)  ve isimlerini bu sayfalarda defalarca teşhir ettiğim savcıları ve hakimleri yasa dışı işlerden kurtarmaya çalışmaktadır. 

Eskişehir Savcılarının ve Hakimlerinin karıştığı yasadışı işler:

5 cinayet, uyuşturucu ticareti, vergi kaçakçılığı, banka hortumlama, devleti soyma, özel şirketleri soyma, sit alanlarını yağmalama, tarihi eser kaçakçılığı, çok sayıda sahte ruhsatlı kaçak villa, kara para aklama, tefecilik, darp, gasp...

Kamuoyuna suç duyurusudur...


Kenan Akkuş (esrehber)







OROSPU ÇOCUKLARINA “OROSPU ÇOCUĞU” DEMEK SUÇ DEĞİLDİR

Sevgili Facebook arkadaşlarım,
Ben Kenan Akkuş…
Şikayetler üzerine sayfamda paylaşım yapmam sürekli engelleniyor.

Bazı şahısların isimlerini deşifre edip onlara küfürler yağdırdığım için birkaç arkadaş rahatsız olmuş, bana özelden tepki veriyorlar.
Onlara diyorum ki: Benim paylaşımlarımı okumak zorunda değilsiniz..
Küfürler yağdırdığım yazılarımın paylaşılmasını da istemiyorum.
Zaten küfürlerime muhatap olan şerefsizler bu yazılarımı bekliyorlar ve zevkle okuyorlar.
.
Yapmak istediklerimi hala anlayamayan arkadaşlara bir daha açıklama yapayım:
Ülkemizde AKP iktidar olduğu için, suçlu AKP’li şahıslara yargı yolu tamamen kapatılmış durumda.
Bunu bizzat yaşayan ve çok kere şahit olan biriyim.

Katil AKP’liler adaletten tamamen muaf edildikleri gibi, işledikleri cinayetler örtbas ediliyor ve cinayetlere kaza süsü veriliyor.
Bu cinayetleri özellikle kapatanlar devletin maaşlı savcıları ve hakimleri…
Ben cinayetlerin üstünü ısrarla açtıkça, savcı ve hakim sıfatlı şerefsizler cinayetleri kapatıyorlar. Dahası beni cezalandırıyorlar.
Oysa yaptığım Türk Adaleti’ne yardımcı olmak.

Gördüğünüz üzere Tayyip sayesinde yargı tamamen tersine döndü: Cinayeti ben örtbas etmeliydim, devletin maaşlı savcıları ve hakimleri cinayetleri ortaya çıkarmalıydı ve yargılamalıydı.

Bir vatandaş olarak bu durum bana acı veriyor.
.
Hakimlerin ve savcıların bana yaptıkları işkence umurumda bile değil. Ben her çileyi çektim. Çekmeye de devam edeceğim.

Tek çekemediğim konu: Haksızlık…
Onuruma dokunuyor. Küfrediyorum…
Muhatap olduğum orospu çocuklarının suratları iyice köseleşmiş olmalı ki, bir hakim, bir savcı olarak işledikleri suçu görmüyorlar, ana avrat küfürlerimi görüyorlar.

Onlara diyorum ki: Allah mısınız ulan şerefsizler?  Kepaze olmak hoşunuza mı gidiyor?
Bir canım var onu mu alacaksınız Tayyip’in köpekleri?
Hadi alın da göreyim…
Alayınızın anasını sikeyim…


CİNAYETLERİ ÖRTBAS ETMEK İÇİN SUÇ ÖRGÜTÜ KURAN HAKİMLER, SAVCILAR, AVUKATLAR VE DOKTORLAR:

Yargıtay Üyesi Hakim Gökhan Karaburun
Eskişehir Sulh Ceza Hakimi Nadir Serbest
Eskişehir Savcısı Tülay Nermin Atay
Eskişehir Asliye Hukuk Hakimi Ayhan Yılmaz
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcı Vekili Coşkun Mutluer
Eskişehir Ağır Ceza Hakimi Rasim Manav
Eskişehir Asliye Ceza Hakimi Berrin Kanagöl Yeşilyurt
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Celalettin Karanfil
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Hasan Gönen
Eskişehir Sulh Hukuk Hakimi Nevin Bal
Eskişehir Asliye Ceza Hakimi Hakkı Aydoğan
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Cemal Gürsel Sarıca
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Metin Kurt
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Erdal Yatmış
Eskişehir İcra Hakimi Derman Cönk
Eskişehir Sulh Ceza Hakimi Murat Karahisar
Eskişehir Sulh Ceza Hakimi Erol Özdemir
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Salih Gündeş
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Bülent Elver
Eskişehir Asliye Hukuk Hakimi Ali Selman Erkuş
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Orhan Çetingül
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Galip Karayazı
Eskişehir Asliye Ceza Hakimi Veli Orbay Özgür
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Ahmet Tekne
Eskişehir Barosu'na kayıtlı Avukat Banu Bazarkaya
Antalya Barosuna kayıtlı Avukat Muhsin Hatır
Eskişehir Barosuna Kayıtlı Avukat Cemal Okan Yüksel

ÇETENİN DİĞER ÜYELERİ

Dr. Gönül Baylan Kaygısız (Eskişehir Devlet Hst.)
Dr. Bilge Askan Akyüz (Bakırköy Mazhar Osman Hst.)
Dr. Latif Ruhşat Alpkan (Bakırköy Mazhar Osman Hst.)
Dr. Niyazi Uygur (Bakırköy Mazhar Osman Hst.)
Dr. Şeref Özer (Bakırköy Mazhar Osman Hst.)
Dr. Fatih Öncü (Bakırköy Mazhar Osman Hst.)
Dr. Cem Tüz (Bakırköy Mazhar Osman Hst.)
Dr. Nevzat Satmış (Bakırköy Mazhar Osman Hst.)
Dr. Yalçın Büyük (Adli Tıp Kurumu Başkanı)
Yılmaz Büyükerşen (Eskişehir Belediye Başkanı)
Ali Feyyaz Paksüt (Anayasa Mahkemesi Üyesi)
Serdar Özgüldür (Anayasa Mahkemesi Üyesi)
Eskişehir Adliyesi’nde görevli Adli Tıp Doktoru

Şu garip hale bakınız ki, devletin sorumlu makamlarından bir tanesi bana demiyor ki:
“Kardeşim sen bu şahısları suçluyorsun, hangi cinayeti örtbas ettiler, hangi soygunu örtbas ettiler, hangi uyuşturucu ticaretini örtbas ettiler, hangi sit alanlarını talan ettiler, hangi kaçak villaları inşa ettiler? Hadi ispat et?

Her birine tek tek ihbar ettiğim halde gık’ları çıkmayan bu makamlar kimler?

İHBAR ETTİĞİM AKP’Lİ KATİLLERİN CİNAYETLERİNİ ÖRTBAS EDEN DEVLET BÜYÜKLERİMİZ:

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan
Başbakan Ahmed Davudoğlu
TBMM Başkanı Cemil Çiçek
TBMM Başkanı Bülent Arınç
Adalet Bakanı Sadullah Ergin
Milletvekili Hayati Yazıcı
Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin
Milletvekili Hasan Murat Mercan
Milletvekili Cemal Okan Yüksel
Yargıtay dışında beni dinleyen olmadı. Onlar da dilekçelerimi Adalet Bakanlığı’na havale ederek araştırılmasını talep etti. Adalet Bakanlığı da Yargıtay’ın havale ettiği tüm dilekçelerimi yırtıp attı.

Görüldüğü üzere AKP’lilerin yasadışı işleri örtbas ediliyor, bunu bilen AKP’liler daha çok yasadışı iş yapıyorlar.

Eğer devletin ilgili makamları bu yasadışı işleri görmezden gelip beni cezalandırıyorsa, ben de devletin bu makamlarına küfretmeyi, maşa olarak kullandıkları makamları cümle aleme kepaze etmeyi bir görev bilirim.

Eğer ben bu ülkenin bir vatandaşıysam ve yasalara uyup suç işlemiyorsam…
Suç işlemediğim halde nezarethanelerde, cezaevlerinde, tımarhanelerde cezalandırılıyorsam…
Elimden nüfus kağıdım bile alınıp tüm Anayasal haklarımın anası sikiliyorsa…
Ben de kendimde hak görüp bu ilgili makamların anasını sikerim…
Bu kadar basit arkadaşlar…

Beni anlamayan, küfürlerimi görmek istemeyen, tepki veren arkadaşlar lütfen beni listesinden çıkarsın…

Saygılar…


Kenan Akkuş (esrehber)

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı, şahsım linç  edilerek AKP kurucusu katiller Ilgaz mafyasını (Şenol Ilgaz, Mustafa Ilgaz, İsmail Ilgaz, Asım Çınar)  ve isimlerini bu sayfalarda defalarca teşhir ettiğim savcıları ve hakimleri yasa dışı işlerden kurtarmaya çalışmaktadır. 

Eskişehir Savcılarının ve Hakimlerinin karıştığı yasadışı işler:

5 cinayet, uyuşturucu ticareti, vergi kaçakçılığı, banka hortumlama, devleti soyma, özel şirketleri soyma, sit alanlarını yağmalama, tarihi eser kaçakçılığı, çok sayıda sahte ruhsatlı kaçak villa, kara para aklama, tefecilik, darp, gasp...

Kamuoyuna suç duyurusudur...






AKP'LİLERİN CİNAYETLERİNİ ÖRTBAS ETMEK İÇİN SUÇ ÖRGÜTÜ KURAN HAKİMLER, SAVCILAR, AVUKATLAR VE DOKTORLAR:

Yargıtay Üyesi Hakim Gökhan Karaburun
Eskişehir Sulh Ceza Hakimi Nadir Serbest
Eskişehir Savcısı Tülay Nermin Atay
Eskişehir Asliye Hukuk Hakimi Ayhan Yılmaz
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcı Vekili Coşkun Mutluer
Eskişehir Ağır Ceza Hakimi Rasim Manav
Eskişehir Asliye Ceza Hakimi Berrin Kanagöl Yeşilyurt
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Celalettin Karanfil
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Hasan Gönen
Eskişehir Sulh Hukuk Hakimi Nevin Bal
Eskişehir Asliye Ceza Hakimi Hakkı Aydoğan
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Cemal Gürsel Sarıca
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Metin Kurt
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Erdal Yatmış
Eskişehir İcra Hakimi Derman Cönk
Eskişehir Sulh Ceza Hakimi Murat Karahisar
Eskişehir Sulh Ceza Hakimi Erol Özdemir
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Salih Gündeş
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Bülent Elver
Eskişehir Asliye Hukuk Hakimi Ali Selman Erkuş
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Orhan Çetingül
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Galip Karayazı
Eskişehir Asliye Ceza Hakimi Veli Orbay Özgür
Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Ahmet Tekne
Eskişehir Barosu'na kayıtlı Avukat Banu Bazarkaya
Antalya Barosuna kayıtlı Avukat Muhsin Hatır
Eskişehir Barosuna Kayıtlı Avukat Cemal Okan Yüksel

ÇETENİN DİĞER ÜYELERİ

Dr. Gönül Baylan Kaygısız (Eskişehir Devlet Hst.)
Dr. Bilge Askan Akyüz (Bakırköy Mazhar Osman Hst.)
Dr. Latif Ruhşat Alpkan (Bakırköy Mazhar Osman Hst.)
Dr. Niyazi Uygur (Bakırköy Mazhar Osman Hst.)
Dr. Şeref Özer (Bakırköy Mazhar Osman Hst.)
Dr. Fatih Öncü (Bakırköy Mazhar Osman Hst.)
Dr. Cem Tüz (Bakırköy Mazhar Osman Hst.)
Dr. Nevzat Satmış (Bakırköy Mazhar Osman Hst.)
Dr. Yalçın Büyük (Adli Tıp Kurumu Başkanı)
Yılmaz Büyükerşen (Eskişehir Belediye Başkanı)
Ali Feyyaz Paksüt (Anayasa Mahkemesi Üyesi)
Serdar Özgüldür (Anayasa Mahkemesi Üyesi)
Eskişehir Adliyesi’nde görevli Adli Tıp Doktoru

Şu garip hale bakınız ki, devletin sorumlu makamlarından bir tanesi bana demiyor ki:
“Kardeşim sen bu şahısları suçluyorsun, hangi cinayeti örtbas ettiler, hangi soygunu örtbas ettiler, hangi uyuşturucu ticaretini örtbas ettiler, hangi sit alanlarını talan ettiler, hangi kaçak villaları inşa ettiler? Hadi ispat et?

Her birine tek tek ihbar ettiğim halde gık’ları çıkmayan bu makamlar kimler?

İHBAR ETTİĞİM AKP’Lİ KATİLLERİN CİNAYETLERİNİ ÖRTBAS EDEN DEVLET BÜYÜKLERİMİZ:

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

Başbakan Binali Yıldırım
Başbakan Ahmed Davudoğlu
TBMM Başkanı Cemil Çiçek
TBMM Başkanı Bülent Arınç
Adalet Bakanı Sadullah Ergin

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ
Milletvekili Hayati Yazıcı
Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin
Milletvekili Hasan Murat Mercan
Milletvekili Cemal Okan Yüksel


Yargıtay dışında beni dinleyen olmadı. Onlar da dilekçelerimi Adalet Bakanlığı’na havale ederek araştırılmasını talep etti. Adalet Bakanlığı da Yargıtay’ın havale ettiği tüm dilekçelerimi yırtıp attı.

Görüldüğü üzere AKP’lilerin yasadışı işleri örtbas ediliyor, bunu bilen AKP’liler daha çok yasadışı iş yapıyorlar.

Kamuoyuna ihbardır...

Bu ülkede namuslu, şerefli bir savcı kaldıysa, lütfen bana ulaşsın...
Kenan Akkuş (esrehber)
https://www.facebook.com/kenanakkus26/



Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı, şahsım linç  edilerek AKP kurucusu katiller Ilgaz mafyasını (Şenol Ilgaz, Mustafa Ilgaz, İsmail Ilgaz, Asım Çınar)  ve isimlerini bu sayfalarda defalarca teşhir ettiğim savcıları ve hakimleri yasa dışı işlerden kurtarmaya çalışmaktadır. 

Eskişehir Savcılarının ve Hakimlerinin karıştığı yasadışı işler:

5 cinayet, uyuşturucu ticareti, vergi kaçakçılığı, banka hortumlama, devleti soyma, özel şirketleri soyma, sit alanlarını yağmalama, tarihi eser kaçakçılığı, çok sayıda sahte ruhsatlı kaçak villa, kara para aklama, tefecilik, darp, gasp...

Kamuoyuna suç duyurusudur...







































































Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı, şahsım linç  edilerek AKP kurucusu katiller Ilgaz mafyasını (Şenol Ilgaz, Mustafa Ilgaz, İsmail Ilgaz, Asım Çınar)  ve isimlerini bu sayfalarda defalarca teşhir ettiğim savcıları ve hakimleri yasa dışı işlerden kurtarmaya çalışmaktadır. 

Eskişehir Savcılarının ve Hakimlerinin karıştığı yasadışı işler:

5 cinayet, uyuşturucu ticareti, vergi kaçakçılığı, banka hortumlama, devleti soyma, özel şirketleri soyma, sit alanlarını yağmalama, tarihi eser kaçakçılığı, çok sayıda sahte ruhsatlı kaçak villa, kara para aklama, tefecilik, darp, gasp...

Kamuoyuna suç duyurusudur...


Bu ülkede namuslu, şerefli bir savcı kaldıysa, lütfen bana ulaşsın...
Kenan Akkuş (esrehber)

Hiç yorum yok: