TAYYİP'İN PİSLİK ILGAZ MAFYASI

3 Nisan 2015 Cuma

DEVLETİN HAKİMLERİ AKP’Lİ KATİL MAFYALARA ÇALIŞIYOR



DEVLETİN HAKİMLERİ AKP’Lİ KATİL MAFYALARA ÇALIŞIYOR

Tam 10 sene öncesi…
Tarih 23 Nisan 2005… Milli bayramımız…
Eskişehir polisi beni yaka paça gözaltına aldı, nezarethaneye attı.

Mesai bitmiş, karanlık çökmüştü.
Beni Ağır Ceza Mahkemesine götürdüler.
Ellerim kelepçeli…

Kısa boylu yaşlı bir Hakim, suratıma alayla bakıyor, sırıtıyor, kafasını sallayıp duruyordu.
10 dakika işte bu şekilde beni inceledi.

Hakime sormasam, yarım saat beni böyle izleyebilirdi.
“- Suçum ne Sayın Hakim? Ne yapmışım, adam mı öldürmüşüm? Neden Ağır Ceza Mahkemesindeyim?”

Cüppesini giydi, kürsüsüne çıktı, sırıtarak cevap verdi:
“-Vatandaşlık görevini yapmışsın evladım. Senin suçun bu.”

İnanamadım. Nisan 1’i geçeli 22 gün olmuş, neyin şakası bu derken sordum:
“-Ne yapmışım Sayın Hakim?”

“-Cinayet ihbarı yapmışsın, evladım. Sonra tarihi eser kaçakçılarını ihbar etmişsin, banka hortumcularını ihbar etmişsin, sahte ruhsatlı kaçak villaları ihbar etmişsin… Eskişehir Subay Orduevi’ni soyanları ihbar etmişsin. Cumhurbaşkanı’na, Başbakan’a bol bol yazmışsın. Yoksa bu dosyayı bana yanlış mı gönderdiler? Bu suçları sen işlemedin mi evladım?

Güldüm:
“-Siz benimle dalga mı geçiyorsunuz, şaka mı yapıyorsunuz Sayın Hakim? Nisan 1’in üzerinden 22 gün geçti…””

Sırıtarak verdiği ve 10 senedir unutamadığım cevabı işte:

“-Suç işlemişsin evladım. İşin gücün yazı yazmak, ihbar etmek. Bir daha vatandaşlık görevi yapma. Seni 1 ay Seyitgazi Dinlendirme Tesisleri’nde ücretsiz tatile göndereyim de aklın başına gelsin. Ha, oradan bana bol bol yazmayı da unutma e mi?”

Bunları bana söyleyen Devletin Ağır Ceza Hakimi…
Her ay utanmadan, sıkılmadan bankamatikten beş bin lira maaş alan devletin yüzkarası namussuzu…
Adı Rasim Manav…
Yaka numarası 25460…

Bu namussuzlardan ülkemizde o kadar çok ki…
En az 10 tanesiyle bizzat tanıştım…

Anlattıklarım size şaka gibi geldi değil mi?
Ülkemizin gerçeklerinden birini daha okudunuz…

Kenan Akkuş (esrehber)

NOT: Seyitgazi Dinlendirme Tesisleri, Eskişehir Kapalı Cezaevi’nin adı.





TAYYİP’İN KÖPEKLERİ  İLE  MEZARLIK  KÖPEKLERİ

Ilgaz mafyası,  cinayetlerden kurtulmak için Hakim Berrin Kanagöl Yeşilyurt’u rüşvetlerle ihya etmiş, mahkemeye teslim ettiğim yazılı savunma dilekçem Eskişehir 1. Sulh Ceza’ya gönderilmiş, beni hapsettirmişti.

Eskişehir yargısının bağlı olduğu Kütahya Ağır Ceza Mahkemesi’ne peş peşe yazdığım üç itiraz ve suç duyurusu dilekçelerimin yerine ulaşmayacağını biliyordum.

Çünkü Eskişehir Savcıları ve Hakimleri  yasadışı işlerde suçbirliği yapıyor, yargılarken güçbirliği yapıyorlardı.

Karıştıkları kirli işlerin Kütahya Ağır Ceza’ya yansımasını istemiyorlardı.

Kışın ortasında  34 gün yataksız yorgansız, soğuk demir ranzada  hapsedildikten sonra  ilk duruşmaya  çıkarıldım.

İddianamede suç delili CD yazıyordu ve beni 34 gün cezaevine kapatacak başka bir suçlama yoktu.

Anlattıklarımı hiçbir surette tutanaklara yazdırmayan Hakim Erol Özdemir’e ısrarla:

“-Suç delili CD’yi görmek istiyorum…” dedim.

“Suç delili CD’yi“  göstermek yerine beni tahliye etti.

Susturmak için, gözdağı vermek için uyduruk bir CD ile yargılandığımı anlamıştım.

Hakim Erol Özdemir demek istiyordu ki: “Eğer ötmeye devam edersen gerisi gelebilir…”

Savcılardan sonra hakimler de rüşvetlerle ihya edilmişler, iftiralara sıra sıra ortak olmaya başlamışlardı.

Korumaya çalıştıkları  AKP’li katiller, hırsızlar, esrar  satıcıları, hortumcular ve rüşvetlerle ihya edilmiş bir düzine savcılar ve hakimler… Güçbirliğine devam ediyordu…

İlk mahkemede serbest bırakılmıştım.

Benimle birlikte mahkeme kararıyla yedi kişi daha serbest bırakılmıştı.

Saat üç gibi cezaevi aracıyla cezaevine dönmüştük, saat beşte bırakırlar dediler.

Çıkış işlemleri yapıldıktan sonra kaldığım  koğuşa götürüldüm, eşyalarımı topladım ve çıplak demir ranzada beklemeye başladım.

Saat akşam yedi buçuk olmuştu ve kapı açıldı.

Akşamın karanlığında özgürdüm.

Kapıdaki askere sordum: “Nasıl gideceğim şehre bu karanlıkta?”

“Ben bilmem abi, özgürsün ya…  15 kilometreyi yürüye yürüye git…”

“Benimle birlikte yedi kişi daha tahliye edilmişti, onlar nerede?

“Onlar saat beşte otobüsle gitti… Bu saatten sonra araç bulamazsın…”

Hava bulutlu, yağmur yağıyor ve karanlıkta önümü dahi görmüyordum.

Yürümeye başladım… Yarım saat kadar yürüdüm…

Yoldan tek tük otomobiller geçiyor,  el  kaldırıyordum, geçip gidiyorlardı.

Yağmur hızlanmıştı…  Islanmış toprak kokusunun yanında pislik kokuları da gelmeye başladı.

Eskişehir çöplüğü olmalıydı…

Çok uzaktan köpek havlamaları geliyordu. Yürümeye devam ettim.

Otomobillerin ışığıyla gördüğüm köpek sürüsü hızla bana doğru yaklaşıyordu.

Yol kenarında ne ağaç parçası, ne taş…

Tek çarem kalmıştı oturmak ve sessizce beklemek…

Etrafımda köpekler sürüsü, “Bize taş at da sana saldıralım” der gibi havlıyorlardı.

Otomobillerin ışığında en az 30 köpek olduğunu anlamıştım.

Otomobil sahipleri  durup beni almak yerine acı acı korna çalıp geçiyordu.

Sanırım yarım saat bu şekilde oturup bekledim.

Sonunda köpekler sustu. Tek tek uzaklaşmaya başladılar.

Eskişehir’e doğru yürümeye devam ettim.

15 dakika daha yürümüştüm ki bir başka köpek sürüsüyle karşılaştım.

Bunlar da Eskişehir mezarlığının köpekleriymiş.

Onlar da iştahla saldırdı… Oturdum, bekledim… Sonunda gittiler…

Yağmur hızlanmıştı.  Şubat soğuğunda biraz daha otursam kalkamayacaktım.

Eve geldiğimde gece 12 olmuştu.  Titremeye, hapşırmaya başladım…

Tayyip’in  AKP’li köpekleri,  mezarlık köpekleri ve çöplük köpekleri sanki güç birliği yapmışlar, bana kabus dolu bir gece yaşatmışlardı…

Üzerinden yedi sene geçti… Unutamıyorum…

Şimdi ben onlara kabus dolu geceler sunuyorum…

“Kenan bizi ne zaman vuracak?” diye korku içinde  bekliyorlar…

Kaçak lüks villalarında polis panzerleriyle korunuyorlar.

Şirketlerinin, dükkanlarının, hamamlarının önünde polis otoları nöbette…

Vatandaşı korumakla görevli polis, iti-köpeği, katili, esrar satıcısını korur olmuş…

Küfretmekten başka elimden bir şey gelmiyor.

İşte bu sebeple bol bol küfrediyorum…

“Keser döner, sap döner, gün gelir hesap döner”  diyorum…

Avunuyorum…

Sabrediyorum…

Kenan Akkuş (esrehber)



Hiç yorum yok: