TAYYİP'İN PİSLİK ILGAZ MAFYASI

26 Ekim 2014 Pazar

HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU'NA SUÇ DUYURUSU


Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na, ANKARA

Bu dilekçem bir suç duyurusudur. 



Eskişehir savcıları ve hakimleri tarafından linç ediliyorum.





Konularla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkımı kullanarak dava açtım. Bireysel başvuru No: 2012 / 25 Bu sebeple Eskişehir savcıları ve hakimleri tarafından akıl hastanesine kapatılmak isteniyorum. Ayrıntılar aşağıdadır. 




SUÇ İŞLEMEMESİ BEKLENENLER, MİLLETE ÖRNEK OLMASI GEREKENLER, HİPOKRAT YEMİNİ EDENLER, SENELERCE HUKUK EĞİTİMİ ALMIŞ BEYLER NEDEN SUÇ İŞLER?

İlişikteki Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yazısına göre, şahsıma düzenlenen deli raporu ve 1. Asliye Ceza Mahkemesi kararı yasadışıdır.

Görüldüğü üzere hangi sebeplerden dolayı Yargıtay’ca raporun kabul edilmediği anlatıldığı gibi, mahkeme kararının neden bozulduğu da nettir. 

Bu Yargıtay kararına rağmen Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı şahsımı hala gıyabımda yargılatmakta ve ifade almadan, savunma almadan, itiraz hakkı tanımadan, mahkemenin varlığını haber vermeden, mahkeme kararını şahsıma tebliğ etmeden Bakırköy Akıl Hastanesi’ne kapatmaya çalışmaktadır. Bu durum yasalarımıza göre suçtur ve buna benzer bir yargılama konusunu Anayasa Mahkemesi’ne taşıyarak bireysel başvuru hakkımı kullandım. Başvuru belgelerim ilişiktedir.

Kırmızı kalemle çizdiğim cümleler, Eskişehir hakimlerinin ve savcılarının bilerek işledikleri suçları kapsamaktadır. Fakat yargılatabileceğim hiçbir makam yoktur.

Kırmızı kalemle çizilen cümlelere açıklamalarım:

Madde 74- (1)

Yazıda görüldüğü üzere uzman hekimin önerisinden söz edilmektedir. Bu şahıs Eskişehir Adliye binasının en alt katında görev yapan Adli Tıp doktorudur. Şahsımla hiçbir surette görüşmeyen bu hekim, şahsımın Bakırköy Akıl Hastanesi’ne kapatılması uygundur yönünde rapor tanzim etmiştir. Polisler eşliğinde Eskişehir Devlet Hastanesi’ne götürüldüm ve burada Gönül Baylan Kaygısız isminde bir doktorun huzuruna çıkarıldım. Ömer isimli polis memuru, bu doktorun kulağına bir şeyler fısıldadıktan sonra doktorla birlikte bir başka odaya geçtiler. 10 dakika süren konuşmalarından sonra yanıma geldiler ve “Bakırköy Mazhar Osman Hastanesi’ne yatırılması uygundur” şeklinde rapor düzenlediler. Adli Tıp doktorunun yaptığı gibi Doktor Gönül Baylan Kaygısız da şahsımı hiçbir surette muayene etmeden şahsımı akıl hastanesine postalamıştır.

Cumhuriyet savcısının iddianamesinin dinlenmesi gerektiği anlatılırken, şahsıma iddianame hazırlayan Cumhuriyet savcısının yüzünü görmediğim gibi, ismini de bilmiyorum, hatta hazırladığı iddianameyi de okumuş değilim. Hangi sebeplerden dolayı yargılandığımı hala bilmiyorum.

Baro tarafından atanan avukatın şahsımı müdafaa ettiğini görmedim. Kendimi müdafaa etmek için, çalıştığım iş yerinde bizzat şahit olduğum cinayetleri, tarihi eser kaçakçılığını, sit alanı yağmacılığını, sahte ruhsatlı kaçak villaları, Eskişehir Subay Orduevi’ne verilen zararları bizzat anlattım ve Hakim’den bu anlattıklarıma tutanakta yer vermesini istedim. Altı senedir hiçbir savcının şahsımdan ifade almak istemediklerini, fakat deli raporu aldırmak için bol bol iftira attıklarına şahit olduğumu söyledim. Bunları anlatırken hakim Murat Karahisar sürekli alayla karışık sırıttı durdu. Anlattığım hiçbir konuyu tutanaklara yazdırmadığı gibi, “Neden anlattıklarımı yazdırmadınız?” sorumun karşılığında “İftira ettiği hususunda kuvvetli şüpheler bulunması sebebiyle İstanbul Mazhar Osman Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde üç hafta gözlem altında tutulmasına…” diyerek mahkemeyi bitirdi.

İki polis nezaretinde İstanbul Bakırköy Sinir ve Ruh Sağlığı Hastanesi’ne götürülerek 33. Adli Servis’e kapatıldım. Hapishaneden farkı olmayan bu serviste Pratisyen Doktor Bilge Akyüz’den başka hiç kimseyi tanımadım. Bu doktor 15 gün boyunca “Neden boyundan büyük işlere kalkıyorsun?”, “İnternet sitelerini sen mi hazırladın, başkaları mı?”, “Arkanda kimler var, sana kimler destek veriyor?” soruları dışında bir soru sorup da cevabını almadı. Sürekli arkamda birilerinin olduğunu ima ederek anlatmamı istedi. Hiçbir surette heyete girmediğim halde şahsıma heyet raporu düzenlenmiş. Bu raporu görmedim fakat yargılandığım mahkemeler bu raporu işleme koyarak beni zırdeli ilan ettiler, cezai ehliyetimin olmadığını iddia ederek mahkemeleri düşürdüler. Bakırköy Mazhar Osman Hastanesi’nin şahsıma düzenlediği raporun altında imzası bulunan doktorlar hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğum gibi, Eskişehir 3. Sulh Hukuk Mahkemesi Hakimi Nevin Bal’a teslim ettiğim dilekçede ısrarla bu sahtekarlıktan bahsettim. Fakat Hakim Nevin Bal, diğer hakimlerle suç birliği yoluna gitti ve şahsımın deli olduğunu söyleyerek kısıtladı.

Madde 74- (4)

Gözlem altına alınma kararına karşı itiraz yoluna gittim. Eskişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ne bir dilekçe yazarak Hakim Murat Karahisar’ın kararına itiraz ettim. Bu dilekçemde özellikle şahit olduğum cinayetleri, şahit olduğum tarihi eser kaçakçılığını Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirmeme rağmen ilgilenmediklerini, dilekçelerimin Başsavcı Gökhan Karaburun ve Başsavcı Vekili Coşkun Mutluer tarafından yırtıldığını, şahsımla alay ettiklerini anlattım. Cinayetler konusunda ısrarcı olunca şahsıma deli raporu aldırıp iddialarımdan kurulmanın yollarına gittiklerini ve şahsıma bol miktarda iftiralar atarak yargılattıklarını anlattım. Bu iftirayı atanlardan birinin Savcı Hasan Gönen olduğunu belirttim. Hakim Berrin Kanagöl Yeşilyurt’un şahsımı İstanbul Adli Tıp Kurumu’na sevkettiğini, 4. İhtisas Kurulu’nda muayenemin yapıldığını ve heyete girdiğimi belirterek, bu kurumun şahsımı sağlıklı bulduğunu, “Akli ve ruhi durumu yerinde” raporu tanzim ettiğini, Adli Tıp Kurumu’nun raporuna uyulması gerektiğini söyledim. İtiraz dilekçem işleme bile sokulmadı ve iki polis şahsımı kelepçeli bir şekilde İstanbul’a götürdü.

Madde 74- (5)

Yukarıda anlattığım üzere İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu’nun şahsıma düzenlediği bir rapor vardı ve sağlıklı olduğumu anlatıyordu. Fakat cinayetlerine şahit olduğum bir takım karanlık şahısların korunması gerektiği için bu raporum, Eskişehir savcıları ve hakimleri tarafından hiçbir zaman kale alınmadı. Cinayetleri ve antika kaçakçılıklarını örtbas etmenin yolu şahsımı akıl hastanesine kapatmaktan geçiyormuş. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nden uydurma bir rapor düzenlettiler. Bu raporu Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Servisi’ne taşıyarak heyete girdim ve raporu incelettim. Tıp Fakültesi şahsıma “sağlıklıdır” raporu düzenledi. Bu rapor Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’nda mevcuttur. Fakat çok sayıda hakim ve savcı bu rapora da itibar etmedi. Israrla kapatmak ve susturmak istiyorlardı. 

Cinayetleri, antika kaçakçılığını, sit alanı yağmacılığını, sahte ruhsatlı çok sayıda lüks villayı, Eskişehir Subay Orduevi Binasına verilen zararı, devletten yapılan hırsızlıkları, extacy ticaretini, özel şirketlerden sahtecilikleri örtbas ederek menfaat sağlayan savcılar ve hakimlerin isimleri: 

Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Gökhan Karaburun, Başsavcı Vekili Coşkun Mutluer, Eskişehir Ağır Ceza Hakimi Rasim Manav, Eskişehir Asliye Ceza Hakimi Berrin Kanagöl Yeşilyurt (Bu hakim evrakta sahtecilik yapmıştır), Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Celalettin Karanfil, Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Hasan Gönen, Eskişehir Sulh Hukuk Hakimi Nevin Bal, Eskişehir Asliye Ceza Hakimi Hakkı Aydoğan (Bu hakim teslim ettiğim, yasadışı işleri gösteren 20 adet belgeyi yok etmiştir), Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Cemal Gürsel Sarıca, Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Metin Kurt, Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Erdal Yatmış, Eskişehir İcra Hakimi Derman Çönk, Eskişehir Sulh Ceza Hakimi Murat Karahisar, Eskişehir Sulh Ceza Hakimi Nadir Serbest, Eskişehir Sulh Ceza Hakimi Erol Özdemir, Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Salih Gündeş, Eskişehir Asliye Hukuk Hakimi Ali Selman Erkuş ve Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Orhan Çetingül…

Şahsıma düzenlenmiş tüm iddianamelerin, mahkemelerde düzenlenmiş tutanakların, şahsımın vermiş olduğu yazılı savunma dilekçelerimin ve Mahkemelerin vermiş olduğu gerekçeli kararların incelenmesi gerekmektedir.

Ayrıca “Akıl hastasıdır, cezai ehliyeti yoktur, akıl hastanesinde tedavisi uygundur” şeklinde kararlar vererek bir takım karanlık şahısların cinayetlerini aklayan, antika kaçakçılıklarını örtbas eden, devletin milyarlarca lira soyulmasına göz yuman Eskişehir savcıları ve hakimleri hakkında soruşturma açılması gerekmektedir.

Eskişehir Başsavcılığı şahsımı yine yasadışı bir şekilde yargılatmış ve “Bakırköy Akıl Hastanesi’ne kapatılması uygundur” kararı aldırmıştır. Bunu bizzat yapan Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Orhan Çetingül’dür. İddianamede hangi suçlamalar var, hangi mahkemede yargılanmışım, şahsıma söylenmediği için bilmiyorum. Bildiğim tek şey, Anayasa’ya aykırı olarak yargılandığım dosyanın numarası: 2012 / 2-3259

Şahsıma uygulanan linçlere son verilmesi için gereğini yapmanızı istirham ederim. Eğer ikamet adresimde bulunamazsam, uzun bir süre susturulmak adına Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne kapatılmış olacağımı bilmenizi istedim.

Bu dilekçemde anlattığım her konunun doğruluğunu taahhüt ederim. Araştırılırsa ve şahsımdan ifade alınırsa zaten doğrular ortaya çıkacaktır.


Yüksek Yargı’ya saygılarımı sunarım. 13/11/2012
Kenan Akkuş




Adresim: 
Telefonum: 0535 232 12 47

Bu dilekçemi: 

Anayasa Mahkemesi’ne, Bireysel başvuru dosyama konmak üzere gönderdim. Bireysel başvuru No: 2012 / 25

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na, Başsavcı Yardımcısı Abdullah Er’e gönderdim. Şahsıma göndermiş olduğu ilişikteki Yargıtay kararının, Eskişehir savcılarınca ve hakimlerince kabul görmediği hususu…






Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na, bu dilekçemde isimleri geçen hakimler ve savcılar hakkında suç duyurusu olarak gönderdim.

Hiç yorum yok: