TAYYİP'İN PİSLİK ILGAZ MAFYASI

27 Ekim 2014 Pazartesi

ESKİŞEHİR SAVCILARI VE HAKİMLERİ RÜŞVET ÇARKINDA

Bu site 37 defa kapatıldı...


BÖYLE BİR YARGILAMA, AFRİKANIN EN İLKEL KABİLELERİNDE BİLE YOK.


Sayın HSYK üyeleri,

Aşağıdaki dilekçemi Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı'na yazıp teslim ettim.

Anlattığım her olayın ve konunun doğruluğunu taahhüt ederim. 

İhbar ettiğim ve şahit olduğum cinayet, tarihi eser kaçakçılığı, uyuşturucu satıcılığı, devletin dolandırılması, banka hortumlama ve daha bir çok yasadışı olaylarla ilgili şahsımdan ifade alınmamıştır.

Üstelik akli ve ruhi durumumun yerinde olduğunu gösteren Adli Tıp Kurumu raporu vardır.

Benden ifade alınmasını beklerken, Eskişehir Hakimleri ve Savcıları, Bakırköy Akıl Hastanesinden deli raporu alarak  iddialarımı bertaraf etme yoluna girdiler.

Aşağıdaki dilekçemi lütfen inceleyiniz ve gereğini yapınız.

Saygılarımı sunuyorum. 14/04/ 2013

Kenan Akkuş
Tel: 
Adresim:


Elektronik posta: iletisim@hsyk.gov.tr

------------


ESKİŞEHİR CUMHURİYET BAŞSAVCISI ORHAN ÇETİNGÜL’E

Sayın Başsavcı’m,

Eskişehir’in savcıları ve hakimleri şahsımı sekiz senedir linç ediyor. Yalanlarla, iftiralarla, şişirilmiş iddianamelerle… 

Oysa tek suçum, para babası şerefsizlerin yasadışı işlerini ihbar etmek. Cinayetleri anlatmak… Antika kaçakçılığını deşifre etmek… Kravatlı hırsızları, dolandırıcıları, rüşvetçileri, uyuşturucu tacirlerini orta yere sermek…

Bunları artık her kimse biliyor. Şırnak’taki Kapalı Çarşı helasına bakan Sebgatullah amca da biliyor ve duyuyor…

Her ne hikmetse Eskişehir Savcıları bilmiyor, duymuyor…

Anlattığım cinayetleri görmeyenler, küfürlerimi, hakaretlerimi görüyorlar, hemen dava açıyorlar.

Fakat bu davadan ne haberim oluyor, ne de bilgim oluyor. Mahkeme tebligatı her kimseye gönderiliyor, sadece bana gönderilmiyor. Şahsımdan ifade alan yok… Savunma alan yok… Mahkeme kararını postalayan yok…

Bu nasıl adalettir, sekiz senedir hala çözemedim…

Savcıların şahsımdan ifade almak yerine internet sitelerimdeki yazılarımdan küçük alıntılar yaparak ve özellikle hakaretlerimi cımbızla seçerek saçma sapan iddianameler hazırlamalarına alıştım. İftiralarına ve tehditlerine alıştım. Cinayetleri birbirine karıştırıp örtbas etmelerine alıştım… Artık garipsemiyorum.

Hakimlerin, sözlü savunmalarımı tutanağa yazdırmamalarına, yazılı savunma dilekçelerimi reddetmelerine, dosyamdaki belgeleri çaldırmalarına, hakimi red dilekçelerimi işleme koymayıp, bir köpeği azarlar gibi sürekli azarlamalarına da alıştım…

Fakat onlar bana alışamamış olacaklar ki, artık duruşmalar yokluğumda yapılıyor.

İşte yine gıyabımda bir duruşma, senaryo aynı, film aynı… 

Eskişehir Başsavcılığı, ihbar ettiğim pislik takımını korumak adına şahsıma bir dava daha açmış. Dosya no: 2012/ 2-3259

Savcı iddianame hazırlamış, hakimin biri de yargılamış… Haberim yok…

Ben bu filmleri daha önce çok seyrettim, artık yadırgamıyorum. Çünkü Adaletin zerresi yok ki Eskişehir Adliyesi’nde… Hakimler ve savcılar beni alıştırdı bu duruma.

Tebligat yok… İfadem yok… Savunmam yok… İtiraz hakkı tanıyan yok… Ortada iddianame ve mahkeme kararı da yok… Savcının adı da, hakimin adı da yok… Hatta hangi mahkemede yargılanmışım, bakın o da yok… Adresimin bilinmesine rağmen (Babamın ikamet adresi) hiçbir surette bilgilendiren yok. Bildiğim tek şey bu: 2012/2-3259
İşte adalet bu…

Sevgili Başsavcı’m Orhan Çetingül,

Sizin haberiniz olmadan, sizin izniniz olmadan, sizin desteğiniz olmadan hiçbir savcı bana dava açamaz.

Dahası, sizin haberiniz olmadan, sizin izniniz olmadan, sizin desteğiniz olmadan hiçbir hakim beni yargılayamaz…

Yukarıda kısaca yer verdiğim yargılama usulünün Anayasa’mızda yeri var mı, merak içindeyim.

Her şeyden haberi olan siz Başsavcı’nın, Anayasal haklarımı ihlal etmeye hakkı var mı, bunun da merakı içindeyim.

Hatta adalet dağıtması gerekenler neden Anayasal suç işler, katilleri ve hırsızları neden himaye eder, işte bunun da merakındayım… 

Bu merakımı gidermek ve şahsımı bilgilendirmek sizin Anayasal göreviniz. Çünkü yasadışı yargılandığım binanın tek yetkili amiri sizsiniz. 

Daha önce de bu filmi oynadılar bana. O zaman siz yoktunuz, başrolde Başsavcı Gökhan Karaburun ve vekili Coşkun Mutluer vardı. Ayrıca bu filmde rüşvetçi Büyükerşen ve onun sümüklü avukatı da oynayıp bana bol bol iftira atmışlardı. Eskişehir 4. Sulh Ceza Mahkemesi’nde oynanmış, beni Bakırköy Akıl Hastanesi’ne kapattırıp, zırdeli muamelesi yaptırıp üç buçuk ay tedavi ettirmişlerdi…

İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu’ndan “Akli ve ruhi durumu yerindedir” raporum olmasına rağmen…

Şimdi bu dava Anayasa Mahkemesi’nde… Eski Başsavcı’dan, onun vekilinden, şahsımı 4. Sulh Ceza’da yargılayan hakimden ve hala görmediğim iddianameyi hazırlayan savcıdan şikayetçi oldum. Hesap sorulmasını istedim. 

Bu ülkenin bir vatandaşıyım ve benim de Anayasal haklarım var. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı gıyabında hiçbir hakim yargılayamıyorsa, şahsımı da hiçbir hakim gıyabımda yargılayamaz. İfadesiz yargı olmaz. Savunmasız yargı olmaz. İtiraz hakkı tanımayan hakimden de hakim olmaz. Üstelik mahkemenin verdiği ara karar ya da gerekçeli karar, sanığa tebliğ edilir ve bu dosya içinde belgelendirilir.

Bunlardan hangi birine mahkeme uymuştur? Hiç birine…
Eskişehir Adliyesi’nde adalet işte bu…

Sevgili Başsavcı’m Orhan Çetingül,

İsteseydim şahsımı yargılayan mahkemeyi de, görmediğim iddianameyi hazırlayan savcıyı da, bilmediğim kararı veren hakimi de bulurdum. Bana bilgi sağlayan Eskişehir Adliyesi’ndeki arkadaşlarımın deşifre olmaması için uzun zamandır görüşmüyorum.

Bu sebeple, 2012 yılı içinde açılan bu davanın içeriğinden haberim olmayacak. Gıyabımda yapılan bu duruşmadan sonra yasal haklarımı yok sayarak yine Bakırköy Akıl Hastanesi’ne postalayacaksınız, ya da Adli Tıp Kurumu’na yine göndereceksiniz. Başka alternatifiniz yok.

Karar ne olursa olsun bu yargılama yasadışıdır ve en başta siz suçlusunuz. Adliye binasında çevrilen her dolabın ilk suçlusu sizsiniz. Sizi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na şikayet edebilirim fakat yargılatamam. Gökhan Karaburun ve Coşkun Mutluer gibi asaletinizden olursunuz. HSYK’ya dilekçeyle şikayet ettiğim Başsavcı şimdi vekil, onun vekili de sıradan bir savcı… 

Sevgili Başsavcı’m Orhan Çetingül,

Aklı başında her kimse bilir ki, ifade almadan iddianame hazırlayan bir savcı, savunma almadan karar veren bir hakim, hele bir de itiraz hakkı tanınmamışsa, sanık, mahkemeden haberdar edilmemişse, hakim de savcı da ya rüşvet yemiş, ya da kafayı yemiştir.
Bakırköy, işte bunlar için olmalıdır.

Yargıtay beni vatandaş yerine koyuyor, dilekçelerime gereken işlemi yapıyor. 
Anayasa Mahkemesi beni vatandaş yerine koyuyor, dilekçelerime işlem yapıyor.
Eskişehir hakimleri ve savcıları, tüm Anayasal haklarımı çiğneyerek linç ediyor.


Bana zırdeli muamelesi yapıp akıl hastanesine kapatmaktan, bu düşünce içinde olan katil cani ve hırsızlara destek vermekten vazgeçin. Afrika’nın en ilkel bir kabilesinde bile böyle yargılama yok.

Cinayetleri, hırsızlıkları, rüşvetleri, antika kaçakçılığını, uyuşturucu ticaretini ihbar etmeme rağmen şahsıma hakaret davası, küfür davası açılıyorsa, üstelik iftira davası açılıp tek bir kelime ifadem alınmıyorsa, elimden bir tek belge alınmıyorsa, yamukluk bende değil, adaleti temsil edenlerdedir. 

Namuslu ve şerefli bir adamsanız, eşiniz, çocuğunuz ve çevrenizin size saygı duymasını istiyorsanız, Allah’ınız ve Peygamberiniz de varsa, Eskişehir’de mücadele verdiğim pisliklere destek vermezsiniz. Tek istirhamım dürüst olmanız. Sizden başka hiçbir beklentim yok. 

Bu mektubumun birer örneğini HSYK’ya ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayet amaçlı, Anayasa Mahkemesi’nde açılan dosyama konmak üzere göndereceğim.

Makamınıza saygılarımı sunuyorum… 31/10/2012

Kenan AKKUŞ

Hiç yorum yok: