TAYYİP'İN PİSLİK ILGAZ MAFYASI

27 Ekim 2014 Pazartesi

ESKİŞEHİR HALKINI ZEHİRLEYEN AŞAĞILIK ADAM: YILMAZ BÜYÜKERŞEN

Bu site tam 37 defa kapatıldı...



ESKİŞEHİR HALKINI ZEHİRLEYEN AŞAĞILIK ADAM...
CEMALETTİN SARAR'IN FABRİKASI...
ESKİŞEHİR HALKININ CANINDAN DAHA MI DEĞERLİ?
SENİ BAŞTACI EDEN ESKİŞEHİR HALKINI ZEHİRLİYORSUN...

ALLAH BELANI VERSİN...



SEVGİLİ PARAFESÖRÜME AÇIK MEKTUP

Bana kızıyorsun, küfür ediyorsun, haberim oluyor.
Fakat ne kızmaya, ne küfretmeye, ne de benden şikayetçi olmaya hakkın yok.
Eskişehir halkına malolan, Eskişehir halkının sevdiği ve değer verdiği için baştacı yapıp defalarca seçtiği bir şahısın hem hırsız, hem rüşvetçi olması beni kahrediyor...
Suçun çok büyük…
Suçlusun ve suçlu olduğunu kabul etmiyorsun.
İşte bu sebeple diyorum: Hem şerefsizsin… Hem namussuzsun…
Eskişehir halkına zerre kadar saygın yok. Fakat bunu Eskişehir halkı bilmiyor.
Adam biliyor, dürüst biliyor, şerefli biliyor...

Adam olsaydın sözümü dinlerdin, rüşvetçi savcıların tezgah işlerinden uzak dururdun…
Ilgaz mafyasının kirli işlerine ortak olmazdın.

Profesör yerine parafesör diye hitap edince benden davacı oldun.
Hakaret etmişim…
Ulan şerefsiz adam…
Sen hırsızsın dedim… Hırsızlıklarını sıraladım…
Sen rüşvetçisin dedim… Rüşvet işlerini sıraladım…
Adam olsaydın, bana iftira davası açardın, hırsızlık ve rüşvet işlerini ispata davet ederdin…
Hakaret davası açmazdın…
Parafesör demek ne zaman hakaret oldu?
Parafesör demenin cezası ne kadar?
Hakim Erol Özdemir’in cebine beş yüz bin dolar soktun…
Beni üç buçuk sene hapse mahkum ettirdin…
Be şerefsiz namussuz adam…
Parafesör dediğim için üç buçuk sene hapisle cezalandırıldığımı avukatlar duysa…
sana da, Hakim Erol Özdemir’e de götleriyle gülerlerdi…
Hırsız köpek…
Adam olsaydın mahkemelerden kaçmazdın…
Hem davacı oluyorsun, hem mahkemelere gelmiyorsun…
Sen salak mısın?

Beni iftiralarla iki ay cezaevinde susturdun da ne geçti eline?
Beni 120 gün tımarhaneye kapattırdın da ne geçti eline?
Sikin mi uzadı orospu çocuğu?

Çıktım… 
Doğru bildiklerimi yine anlattım…
Senin para gücün beni susturmaya yetti mi?
Senin paran ancak rüşvet yedirdiğin savcılara, hakimlere geçer…
Savcı Hasan Gönen’e… Savcı Celalettin Karanfil’e… Savcı Salih Gündeş’e geçer…
Sen ancak Cemal Gürsel Sarıca isimli şerefsiz savcıyı satın alabilirsin…
Rüşvetçi Erol Özdemir’i satın alabilirsin…
Beni asla…

Bunları geçtik…
Adın Cumhurbaşkanlığı makamı için öne çıkınca mecburen müdahale ettim.
Çünkü bir hırsız uğursuz rüşvetçi namussuzdan Cumhurbaşkanı olmaz…

Fakat illa da “Cumhurbaşkanı olmak için adayım” diyorsan…
Bu sorularıma cevap ver…
Vereceğin cevapları kamuoyu ile paylaş…
Ben de seninle uğraşmaktan vazgeçeyim…
Cevap verebilirsen, kamuoyu önünde senden özür dileyeceğim…
Namuslu ve şerefli bir adam olduğunu anlatacağım.
Hodri meydan…

İşte sorularım:

1). 2004 senesinde bizzat sana hitap ederek cevap beklediğim mektubuma (yasal cevap hakkımı hatırlatmama rağmen) neden cevap vermedin? Kaçak yapılmış sahte ruhsatlı Ilgaz villaları neden seni tedirgin etti? Ortasından geçen ve Ilgaz mafyasının barikatla kapattığı Eski Değirmen Yolu umuma açık mı değil mi?

2). Eskişehir Adliyesi içinde avukatın Cemal Okan Yüksel’le konuştuk. Bana dedi ki: “Ilgaz villalarında yasadışı bir konu yok. Arazi sit alanı değil, villalar kaçak değil, ruhsatları sahte değil. Ben de o villalardan birini alacaktım fakat param yetmedi…”

Bu konuşmanın kaydı elimde. Gerçekleri belgeleriyle bilmeme rağmen, avukatın ısrarla neden bana yalan üstüne yalan söyledi? Emniyet Genel Müdürü Mehmet Kılıçların verdiği ve kamuoyuna ısrarla sunduğum belgenin sahte olduğunu söyleyebilirsen, sen doğru adamsın. Fakat Mehmet Kılıçlar doğruyu anlatıyorsa, senin avukatın Cemal Okan Yüksel şerefsiz namussuz yalancının teki… Senin adına bu cevabı bana veriyorsa, sen de şerefsiz namusuz yalancının tekisin…

Fakat araştırdım, soruşturdum, Konya’lara bile gittim… Emniyet genel Müdürü Mehmet Kılıçlar’ın anlattıkları doğru çıktı. Arazi 1. dereceden korunması gereken sit alanı, çok sayıda villa ve havuz yapılarak 2863 sayılı yasaya muhalefet suçu işlenmiş. 

3). Sahte ruhsatlı kaçak Ilgaz villalarının en az otuzunda senin parmağın var. Bunun yalan olduğunu kamuoyuna açıkla.

4). Sahte ruhsatlı kaçak Ilgaz villalarının açılışını yapmadığını söyle.

5). Şehir içindeki tüm fabrikaları şehir dışına çıkardın. En son ETİ GIDA taşındı, 10 sene önce… Şehir içindeki SARAR TEKSTİL'e (Sümer Mahallesinde Eski Sümerbank Basma Fabrikası) şehir dışına taşınması yönünde tebligat gönderdin mi? 

Cemalettin Sarar’la anlaşamayan bir adamsın. SARAR TEKSTİL’in yerinde kalması konusunda nasıl bir anlaşma yaptın? Cemalettin Sarar’dan ne kadar rüşvet aldın? 

6). Rüşvet karşılığında göz yumduğuna inandığım Sarar Tekstil’in arıtma tesisi çalışmıyor. Tekstil boyaları havuzlarda zivt gibi çamurlaşmış. Bunu defalarca kamuoyuna duyurdum. Her yazdığımı okuyan Büyükerşen, bu konuda hangi adımları attı?

Tekstil boyası en tehlikeli zehirlerden biridir. Arıtılmayan boyalı su Porsuk Çayına akıyor ve Porsuk çayından tarla sulayan, bahçe sulayan yüzlerce vatandaşımız var. 

Sümerbank Basma Fabrikası (şimdiki Sarar Tekstil fabrikası) devletin elindeyken Porsuk çayında balıklar yüzüyordu. Yasadışı bir şekilde özelleştirilip Cemalettin Sarar'a teslim edildikten sonra Porsuk Çayı'nda canlı kalmadı. En tehlikeli zehirli boyaları kullanarak halkı zehirledikleri gibi, atık boyaları Porsuk Çayı'na akıtarak Eskişehir halkını da zehirliyorlar.

AKP'li rüşvetçi Cemalettin Sarar’ın fabrikası, vatandaşın canından daha değerli olmalı ki… 
Rüşveti yeyip gözlerini kapatıyorsun…

Sarar Tekstil'in birinci dereceden korunması gereken sit alanı üzerinde olduğunu, bu yasa dışı işe göz yumduğun konusunu bak burada açmıyorum.

Eskişehir Valisi'nin yardımcılarından birisinin: "Sahte ruhsatlı kaçak villalar konusunda baş suçlu Büyükerşen'dir" dediği ve kaydettiğim sözleri de açmıyorum.

SEVGİLİ PARAFESÖRÜM…

Beni suçlayacağına, bana kızacağına, beni şikayet edeceğine…
Eğer adamsan… Çıkarsın meydana…
İşte yukarıya sıraladığım sorulara cevap verirsin…
Hadi bekliyorum…
Canın ciğerin PKK’lı Özgür konusunu bir başka güne bırakıyorum.
Özgür konusunda anlatacağım çok şey var… Zamanı var…

Sahtekar namussuz yalancı avukatın Cemal Okan Yüksel’e küfürlerimi iletiver bir zahmet…

Sayın rüşvetçi hırsız parafesörüm…

Kenan Akkuş (esrehber)

ÖNCEKİ İDDİALARIMI SUNMAYA DEVAM EDECEĞİM: 

İŞTE BÜYÜKERŞEN'İN RÜŞVETLERİ VE YOLSUZLUKLARI

AŞAĞIDAKİ YASADIŞI İŞLER, ARAŞTIRILMASI VE GEREĞİNİN YAPILMASI İÇİN İÇİŞLERİ BAKANLIĞI'NA ARZ OLUNUR: 

1). Rektörlük yaptığı Anadolu Üniversitesi'nin inşaat ihalelerini, ihale dahi yapmadan ILGAZ AŞ ortaklarına vermiştir. Karşılığında kızı, Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi karşısındaki ILGAZ AŞ'ye ait SHELL PETROL İSTASYONU'na ortak edilmiştir.Müfettişlerce araştırılması...

2). Bu üniversitenin adı Osmangazi olmuştur fakat, Rektörlükten ayrılmasına rağmen, Osmangazi Üniversitesi'nin inşaat ihalelerini yine ILGAZ AŞ'ye ihalesiz verilmesini sağlamış, bu hizmeti karşılığında ILGAZ AŞ'den milyonlarca dolar rüşvet almış, bu yasadışı işler senelerce sürmüştür. Müfettişlerce araştırılması...

3). Büyükerşen, ILGAZ AŞ'ye ait Eskişehir Sümer Mahallesi Kızılyer Mevkii'nde bulunan birinci dereceden korunması gereken 3 bin yıllık sit alanına yapılan kaçak villalara rüşvetler karşılığında ve "tadilat" kılıfı altında "sahte ruhsatlar" düzenlemiş, bu kaçak villalar grubunun kurdelalı açılışını dahi yapmıştır. Oysa bu sit alanı "tarım alanı"dır, imara kapalıdır, temel kazılması ve inşaat yapılması da 2863 sayılı yasamıza göre suçtur. Haziran 2005'te yürürlüğe giren yeni sit alanları yasamız "Sit alanları, halka açık park ve bahçe olarak düzenlenebilir" derken, söz konusu sit alanında özel villalar ve kapılarında korumalar vardır. Üstelik bu sit alanının tam ortasından geçen Eski Değirmen Yolu umuma açık olduğu belgeli olmasına rağmen, barikatlarla kapatılmıştır ve silahlı eşkiyalar nöbet beklemektedir. Müfettişlerce araştırılması...

4). Yılmaz Büyükerşen bir kamu görevlisidir. Yani kamu yararına çalışmak için aday olmuş, Eskişehir halkının yararına hizmet sunmak için Başkan seçilmiştir. Kamu görevlilerinin bir başka şirketlere ortak olması, yöneticilik yapması, başkanlık yapması ve hatta üyelik yapması suçtur. Yılmaz Büyükerşen, rektörlüğü döneminde üniversite bünyesinde bir çok vakıf ve şirket kurdu. Bu vakıf ve şirketlerin birçoklarında başkanlık, üyelik, yöneticilik ve ortaklık yaptı. Bu vakıf ve şirketlerle ilişkisi direkt ya da kızları ve damatları şeklinde devam etmektedir ve Büyükerşen'in cebine milyon dolarlar akmaktadır. İşte bu vakıf ve şirketler: "Eğitim Sağlık ve Bilimsel Araştırma Çalışmaları Vakfı, Endüstriyel Kalkınma Vakfı, Eskişehir Öğretim Vakfı, İçem İşitme Özürlü Çocuklar Eğitim ve Araştırma Vakfı, Güçlendirme Vakfı, Eğitim Teknolojisi ve Yaygın Eğitim Vakfı,Etam Eğitim ve Tanıtım Müşavirlik Hizmetleri AŞ, Genpa Gıda ve Baskı Malzemeleri Genel Pazarlama ve Dağıtım Sanayi ve Tic. AŞ, Tuna Turistik Tesisleri, Arom Araştırma Organizasyon Pazarlama Müşavirlik Hizmetleri, Pak Temizlik İşleri Sanayi ve Tic. AŞ,Stüdyo Sistem Dizayn Ltd... Sayıştay Müfettişlerince araştırılması...

5). Büyükerşen "Danışmanlık ihalesini" usulsüz yaptı ve 1 milyon 260 bin YTL (Eski paramızla 1 trilyondan fazla) kamuyu zarara uğrattı: 5393, 5018 ve 4734 sayılı yasalar uyarınca Belediye Başkanlarının ihale yapma yetkileri ellerinden alınıp, bu yetki memur olan birim amirlerine verildi. Bu değişikliğin amacı, siyasi bir kişi olan belediye başkanının ihale yaparken memurları baskı altına almamasıydı. Böylelikle kamu yararına ihale yapılması sağlanacaktı. Ancak... Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nin danışmanlık ihalesi'ni, Fen İşleri Daire Başkanı vermesi gerekirken, ihaleyi bizzat Yılmaz Büyükerşen yaptı. Üstelik ihaleden sonra, ihale verilen firma lehine şartname değitirildi. Bu İhale "çok yüksek fiyat verene" Yüksel Proje isimli firmaya verildi. Oysa bu ihaleye teklif veren firmalardan biri 1 trilyon 260 milyar TL daha az teklif vermişti. Büyükerşen, neden Yüksel Proje isimli firmayı kayırdı? Üstelik bu firmanın belgeleri yasalara uygun değildi. Sayıştay Müfettişlerince araştırılması...

6). Büyükerşen'in beton yolsuzlukları: Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan çok sayıda büyük inşaatlarda kullanılan hazır beton, piyasa fiyatının tam üç katı ödenerek satın alındı. Belediyenin kasasından çıkan her kuruşun üçte biri beton olarak ödenirken, üçte biri firma sahibinin cebine haksız kazanç olarak girdi, kalan üçte birlik kısım da Büyükerşen'in cebine rüşvet olarak girdi. Yani Büyükerşen, beton firmalarıyla anlaşarak Belediyeyi soydu, firma sahipleriyle bölüştü. Bu nasıl oldu: Büyükşehir Belediyesi'nin metreküpüne 204 YTL ödeyerek aldığı hazır beton, Eskişehir'in tanınmış büyük beton şirketlerinde 60 YTL'dir ve belgelidir. Oysa Büyükerşen ve anlaştığı karanlık şirketler, faturaları şişirerek 204 YTL göstermiştir, kamu yararına çalışması gereken bu adam kamuyu trilyonlarca zarara uğratmıştır. Sayıştay Müfettişlerince araştırılması...

7). Yılmaz Büyükerşen, Büyükşehir Belediyesi'nin reklam işlerini yapan Gerbay Elektronik Reklam Ltd Şti'nin ortağıdır ve bu ortaklık hissesi yüzde 60'tır.Sayıştay Müfettişlerince araştırılması...

8). Büyükşehir Belediyesi'nin Eskişehir'deki tüm havuz, heykel, kent mobilyaları, aydınlatma projeleri, inşaat işleri, park ve bahçe düzenlemeleri, dekorasyon ve restorasyon işlerini ART MEKAN Ltd. Şti. yapmaktadır. Yılmaz Büyükerşen bu şirkete (dolaylı) ortaktır. Sayıştay Müfettişlerince araştırılması...

9). Büyükşehir Belediyesi'nin altyapı işlerini ESKAY Yapı isminde bir şirket üstlenmiştir. Büyükerşen bu şirkete (dolaylı) ortaktır. Bu şirketin ortakları Nesrullah Mermer (Büyükerşen adına ortaktır) ve Yasemin Tuna... (Yasemin Tuna Büyükerşen'in damadının kızkardeşi).

10). Yılmaz Büyükerşen, Belediye'nin parasını akla hayale gelmeyecek şekilde çarçur ederken, kendini ve ortaklarını da on köşe döndürmüştür. İşte bunlardan biri de "korsan gemisi"dir. Bir buçuk trilyona mal olan "korsan gemisi"nin tepesine Türk bayrağı asılmıştır. Bir korsan gemisinde Türk bayrağının ne işi vardır? Bu gemiyi inşaa eden MİMA İnşaat'ın ortakları Mesut Mermer (Nesrullah Mermer'in kardeşi) ve Şenay Mermer, (dolaylı) ortaklarından biri de Büyükerşen'dir. Sayıştay Müfettişlerince araştırılması...

11). Yılmaz Büyükerşen, ortak olduğu bir çok şirketlerde Nesrullah Mermerisminde bir şahısı kullanmaktadır. Bu şahısın Belediye içinde işçi olduğu tahmin edilmektedir. Bu şahsısın şirket sahibi kardeşi Mesut Mermer ile de ortaklık ilişkileri vardır ve ancak defterler karıştırılırsa ortaya çıkar. Sayıştay Müfettişlerince araştırılması...
12). Yeminli Mali Müşavirlik: Büyükşehir Belediyesi bünyesinde olan şirketleri işte bu şirket denetliyor. Büyükerşen, 1998-2004 yılları arasında bu şirketin ortağıydı. Hissesini 2004 senesinde Anadolu Üniversitesi'nde öğretim üyesi Prof. Dr. Aykut Hekman'a devretti. Ancak başka bir isimle (dolaylı olarak) yine bu şirkete ortak olduğu biliniyor. Sayıştay Müfettişlerince araştırılması...

13). ART MEKAN: Ortakları Nesrullah Mermer, Hatice Tül Kübra Uzel. Yılmaz Büyükerşen'in kızı Burcu Tuna, 2000 yılına kadar bu şirketin yüzde 35 ortağıydı. 2000 senesinde hissesini devretti. Ancak Büyükerşen'in ortaklığı Nesrullah Mermer adıyla (dolaylı olarak) devam ediyor. Sayıştay Müfettişlerince araştırılması...

14). GÜÇLÜ İNŞAAT: Büyükşehir Belediyesi'ne 7 milyon Euro'luk alt yapı ve kanalizasyon işi yaptı. Ortakları arasında Mustafa İşçibaşı var ve bu şahıs Büyükerşen'in damadı. Sayıştay Müfettişlerince araştırılması...

15). GERBAY ELEKTRONİK: Ortakları: Yılmaz Büyükerşen yüzde 60, Nesrullah Mermer yüzde 6... Sayıştay Müfettişlerince araştırılması...

16). MUSTAFA İŞÇİBAŞI: Büyükerşen'in kızı Yaprak'ın kocasıdır. Büyük inşaat şirketlerine, Yılmaz Büyükerşen'in sermaye akıtmasıyla ortak olmuştur. Ortak olduğu şirketler, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nden büyük çapta işler almaktadır. Güçlü İnşaat şirketindeki hissesi yüzde 19'dur fakat ceplerine akıtılan miktar ortaklığının çok üstündedir. Sayıştay Müfettişlerince araştırılması...

17). YAVUZ TUNA: Büyükerşen'in kızı Burcu'nun kocasıdır. Gerbay Reklam'ın kurucusu ve ortağıdır. Ortaklık hissesini Büyükerşen'e devretmiştir. Bu devir işleminden sonra ticari faaliyetlerine son vermiş ve Ergenekoncular arasıda aktif görev üstlenmiştir. 

FETİH ÖZGÜR DEMİRDAŞ NASIL MEDYA PATRONU OLDU, HADİ GELİN ARAŞTIRALIM…

BU SORULARI SORUN BÜYÜKERŞEN’E:

1). Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin bilboardları kim tarafından işletiliyor?
2). Bilboardların işletimi ihale ile mi, yoksa ihalesiz mi veriliyor?
3). Bilboardlara asılan reklamların bedeli birebir tahsil ediliyor mu?
4). Büyükşehir Gelirler Müdürlüğü bu işi takip ediyor mu?
5). Pusula Medya kimdir?
6). Pusula Medya’nın sahibi Özgür Fethi Demirtaş mı?
7). PKK’lı Selahattin Demirtaş ile Pusula Medya sahibinin akrabalığı var mı?
8). Foto Özgür ile Pusula Medya aynı firma mı?
9). İhalesiz verdiğin bu işte senin payın ne kadar?
10). Bilboardlardan elde edilen gelir nereye gidiyor?

Eskişehir Valisi Kadir Koçdemir bu iddialarımı işleme koydu fakat Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı örtbas etti…
ADALET…

Kenan Akkuş (esrehber)











ESKİŞEHİR HALKI, KENDİNİ ZEHİRLEYEN BU İKİ YAVŞAĞA HÜRMET EDİYOR
ESKİŞEHİR’DE KANSER VAKALARI ÇOĞALDI…
ÖZELLİKLE LÖSEMİ… SEBEP? 
İŞTE BU İKİ ŞEREFSİZ: SARAR VE BÜYÜKERŞEN…
BU HİZMETLERİNDEN DOLAYI ESKİŞEHİR HALKI SAYGI DUYUYOR…
BEN ANA AVRAT KÜFREDİYORUM…

ESKİŞEHİR HALKINI ZEHİRLEYEN CEMALETTİN SARAR'A

Yavşak Cemalettin,

Eskişehir Sümer Mahallesi’ndeki fabrikanı ne zaman şehir dışına taşımayı düşünüyorsun?
Ben ana avrat küfür etmeye başlayınca mı?

Taşıman için üç sebep: 
1. Fabrikanın bulunduğu arazi birinci dereceden korunması gereken antik sit. 

2. Eskişehir içinde senin fabrikan dışında başka fabrika kalmadı. Büyükerşen'e yağdırdığın rüşvet karşılığında fabrikan korunuyor. İki yüzlü şerefsiz Büyükerşen seni de malını da yasa dışı bir hizmetle koruyor. Şehir imar planında senin fabrikanın arazisi 1. dereceden korunması gereken 2600 yıllık antik şehir gözüküyor. Fabrikanın altında antik şehir var ve Eskişehir turizmine kazandırılması gerekiyor. 

3. Fabrikanın zehirli kimyasal atığını Porsuk çayına bırakıyorsun. Eskişehir halkını zehirliyorsun. Porsuk’ta bir adet canlı kalmadı. Yaptırdığın arıtma tesisini, Eskişehir halkının gözünü boyamak için yaptırdın. Fabrikandan çıkan kimyasal zehirin arınması mümkün değil. Sen kimi kandırıyorsun şerefsiz adam…

Al sana fabrikanı şehir dışına taşıman için üç önemli sebep. 

Sen Ak Parti’li değil de bir başka partiden olsaydın, Tayyip şimdi senin ananı bellerdi…

Dua et ki Tayyip’in en yakın arkadaşısın…

Ve şerefsiz Tayyip, Eskişehir halkının zehirlenmesi pahasına senin her türlü pisliğini kapatıyor…

İkinizin de Allah belasını versin…

Pislik köpekler…

Kenan Akkuş (esrehber)

SARAR TEKSTİL ESKİŞEHİR'E KANSER SAÇIYOR

Cemalettin Sarar'a ait bu fabrika birinci dereceden korunması gereken sit alanı üzerindedir. Altında ve çevresinde toprak altında 2600 yıllık Frigya antik şehri bulunmaktadır. 

Arıtma tesisi yapmasına rağmen, eğer dikkatli bakılırsa fabrika atığı olan suların yeterince arıtılmadığı, göstermelik olarak yapıldığı, bu arıtma tesisinden çıkan suların Porsuk Çayı'na bırakıldığı görülmektedir.

Üstelik bu fabrika Eskişehir merkezinde, şehir içinde kalmış tek fabrikadır. Büyükerşen'in yaptığı şehir planlamasına göre Eskişehir içinde başka fabrika bırakılmamış, Büyükerşen'in zorlamalarıyla şehir dışına çıkarılmıştır.

En son ETİ GIDA şehir dışına 10 sene önce taşınmasına rağmen, gördüğünüz gibi Cemalettin Sarar'ın olduğu iddia edilen Sarar Tekstil tam 10 senedir şehir dışına taşınmadığı gibi, hala hiç bir girişimde bulunulmuyor.

Porsuk Çayına bıraktığı zehirli atıklar, balıkların tükenmesine sebep olmuştur. 

Kısacası şehrimizin ortasından zehirli su akmaktadır.

Cemalettin Sarar, bu konuları örtbas etmek için Büyükerşen'in cebine sürekli bir şeyler sokmaktadır.

Eskişehir'liler de, Cemalettin Sarar'ın yasa tanımaz tavırlarını görmek istemedikleri gibi, Büyükerşen'in cebine giren bir trilyon civarındaki rüşveti de "Helal olsun, yarasın Büyükerşen'ime" diyerek Büyükerşen'e sevgilerini sarkıtmaktalar.

Oysa yaz günleri bu arıtmadaki zehirli sular buharlaşıyor, Eskişehir halkı da zehir soluyor. Karbonmonoksit gazından yüz bin kat fazla zehirli bu atıklar Eskişehirlileri kanser ediyor.

Tam on senedir bu konuyu Eskişehirlilere anlatıyorum.
Sorumlusu Büyükerşen zaten duymuyor, çünkü Eskişehirlileri değil rüşveti çok seviyor.

Ben de bu şehirde yaşıyorum ve Büyükerşen beni de zehirliyor.

Yarın hasta olmayacağınızın garantisi var mı?

Bana saygısı olmayan Büyükerşen'e işte bu sebeple küfrediyorum.

Eskişehir halkı bunları görmüyor. Büyükerşen'in yaptığı heykelleri, Porsuk'a gömdüğü betonları, Sazova'daki korsan gemisini görüyor, Büyükerşen'in hizmet ettiğini sanıyor.

Cemalettin Sarar'ın zehir saçan pislik fabrikasını görmüyor... 

Ben tepkimi koyup mücadele ettiğim için huzurluyum.

Ya Eskişehir halkı?

Sizler mutlu musunuz?

12 Şubat 2013 

ESKİŞEHİR NASIL PİSLİK YUVASI OLDU?

Gördüğünüz bu fabrika Eskişehir’in göbeğindeki tek fabrika…
Bir AKP’linin…
Tayyip’in en yakın arkadaşı Cemalettin Sarar’ın…
Sözde hacıya gitti bu şerefsiz…
Temizlik imandan gelirmiş…
Söyleyen bok yemiş…
Cemalettin’in dini imanı olsa fabrikasının bahçesini bu hale getirmez.
Eskişehir halkını zehirlemez…
Büyükerşen rüşveti yiyor, görmüyor…
Sağlık Müdürü AKP’li diyor, bakmıyor…
Eskişehir Valisi tarikatçı diyor, ilgilenmiyor…
Üstelik Tayyip’in en yakın arkadaşı…
Hadi gel de gör…
İşte fotoğraf, Eskişehir’in göbeği pislik yuvasına dönmüş…
Sarar’ın fabrikası mikrop saçıyor…
Bakın şu arıtma tesisinin haline, altı havuzun tamamı simsiyah.
Oysa havuzların her biri, diğerinden farklı olmalıydı.
Arıtma tesisinin çalışmadığı ortada…
Arıtılmayan zehirli kimyasal boyalar Porsuk çayına akıtılıyor.
Porsuk'ta canlı yaşamaz olduğu gibi, bir çok çiftçi tarlasını Porsuk'tan suluyor.
...ve zehire bulanmış ürünü kendi yediği gibi, Eskişehir halkına da satıyor.
Sözün özü Sarar ve Büyükerşen bizi zehirliyor.
Defalarca uyarmama rağmen TIK yok…
“Sen de kimsin ulan?” diyorlar.
Ben de diyorum ki:
Eğer elime bir fırsat geçsin…
Alayınızı sikinden asarım.
Allah, sizleri benim elime düşürmesin…
Eğer acırsam namerdim…
Görmeyin, duymayın…
Orospu çocukları… 

Kenan Akkuş(esrehber)

ESKİŞEHİR VALİSİ GÜNGÖR AZİM TUNA’YA 

Eskişehir Odunpazarı Sümer Mahallesi’nin ortasında yer alan 2600 yıllık Frigya höyüğünün çevresi (45 kaçak villa dahil, Sarar Tekstil fabrikası dahil, yol kenarında sıralanmış fabrika binaları dahil, Fahri'nin arazisi dahil) Porsuk Çayı ile Kütahya yolu arasında kalan toprak altında antik şehir vardır ve Eskişehir turizmine kazandırmak için 10 senedir mücadele ediyorum.

Konuyla ilgili siz Sayın Vali'ye iki sorum var:

SORU 1). 2863 sayılı sit alanı yasası, nasıl ki Fahri'ye kendi arazisinde çivi dahi çaktırmıyorsa, Ilgaz mafyasının 45 kaçak villası, Sarar Tekstil fabrikası ve yol kenarındaki fabrika binaları yıkılmak zorundadır. Şehir içinde başka fabrika bırakılmadığından, Sarar Tekstil de zaten yasa gereği şehir dışına taşınmak zorundadır.

Yılmaz Büyükerşen, Ilgaz mafyasına "yüzde 10 inşaat yapabilir" belgesi verirken, aynı araziyi paylaşan Fahri'ye çivi dahi çaktırmamaktadır. Çünkü Fahri, Yılmaz Büyükerşen'e rüşvet yedirmemiştir. Fahri, kendi arazisinde ailesiyle birlikte bir konteynerde yaşamaktadır.

Yılmaz Büyükerşen'e milyonlarca dolar rüşvet veren Ilgaz mafyasına paşa muamelesi yapılırken, konteynerde yaşayan Fahri'ye köpek muamelesi yapılmaktadır.

Eskişehir’de Adalet bu mudur?

SORU 2). 45 kaçak lüks villanın yer aldığı Ilgaz sitesinin tam ortasından geçen “Eski Değrimen Yolu”, Odunpazarı Belediyesi’nin kayıtlarında “umuma açık” olarak gözükmektedir. Bu yolun her iki girişinde barikatlar vardır ve özel güvenlik elemanları tarafından korunmaktadır.

Bu durum Anayasal suçtur. Umuma açık olan bir yolu hiç bir şahıs kapatamaz, halkın geçmesi engellenemez.

Eskişehir’de Adalet bu mudur?

Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna, bu iki adaletsizlik örneği hakkında işlem yapmalıdır.

Saygılarımla… 18/02/2014 Kenan Akkuş 

ESKİŞEHİR VALİSİ SAYIN GÜNGÖR AZİM TUNA'YA,

45 adet olduğu söylenen fakat gerçekte 70 civarında olan, 1. derece arkeolojik sit üzerine sahte ruhsatlarla (tadilat ruhsatı) inşa edilen havuzlu lüks villaların yıkılması, altında bulunan 2600 yıllık Frigya Antik Şehrinin ortaya çıkarılması gerekmektedir.

Milleti makyaj çektiğiniz 100 yıllık Odunpazarı Evleri'yle, uyduruk şatolarla, uyduruk korsan gemileriyle aldatmayınız...

"Kültür Başkenti Eskişehir" masalını aklı başında insanlar yemez. 
Bunlar rüşvetçi vatan haini alçak şerefsizlerin halkı kandırmak adına tezgahladıkları düzmece işlerdir.

Eskişehir'in gerçek kültürü lüks villalar altında yatarken...
2600 yıllık miras, villa temelleri açılarak yağmalanırken...
İlgili makamlar rüşvet karşılığında yağmaya seyirci kalırken...
Aynı araziyi paylaşan namuslu insanlar çivi dahi çakamazken...
Eskişehir Valisi de olsa yapılan zırva etkinlikler için "kültür" kelimesini kullanmak, tarihi bilmemektir.

Bu güzel şehrin iki adet kültürü vardır: Porsuk Çayı ve 2600 yıllık Frigya Antik şehri...
Kamuoyuna ve siz Sayın Vali'ye sunarak ben görevimi yaptım.
Şimdi sıra sizde...
Lütfen göreve...
20/02/2014

Kenan Akkuş

ESKİŞEHİR HALKI, KENDİSİNİ KİM DOMALTIRSA ONA OY VERİR…
BU HER ZAMAN BÖYLE OLMUŞTUR…



Hiç yorum yok: