TAYYİP'İN PİSLİK ILGAZ MAFYASI

27 Ekim 2014 Pazartesi

ADALET BUYSA, BEN O ADALETİ TANIMIYORUM

Bu site tam 37 defa kapatıldı...


ADALET BUYSA, BEN O ADALETİ TANIMIYORUM

( NEDEN KÜFREDİYORUM? ) 

Ilgaz mafyasının cinayetlerini, tarihi eser kaçakçılığını, uyuşturucu ticaretini ihbar ettikçe, internette paylaştıkça…

Ilgaz mafyasının babaları da boş durmuyordu.

Telefonumu arıyorlar, ölümle tehdit ediyolar, ana avrat küfrediyorlardı.

Şenol Ilgaz ana avrat dümdüz giderken…

İsmail Ilgaz da bol bol sokup beni öldürteceğini söylüyordu.

Bir de İsmail’in çatlak kayın biraderi vardı, ismi Osman Okur…

Günün 24 saati bu çatlak beni arıyor, etek fistan giydiriyor, biletimi kesiyordu…

Ayrıca Şenol Ilgaz’ın çiçekçilik yapan bir torunu vardı, o da beni ana avrat sıradan geçiriyordu.

Bu küfürleri, ölüm tehditlerini belgeledim ve şikayetçi oldum.

Mahkemeye çıktık.

Şenol Ilgaz, İsmail Ilgaz, Avukatları Banu Bazarkaya ve ben…

Hakim Berrin Kanagöl Yeşilyurt’un önünde ip gibi dizildik.

Rüşvetçi savcı Hasan Gönen rüşveti yemiş, iddianameyi Ilgaz mafyası lehine çevirmişti.

Belgelediğim ölüm tehditlerini iddianameden çıkarmıştı.

Suya sabuna dokunmayan küfürlerle Ilgaz mafyasını kurtarmaya çalışmıştı.

Hakim Berrin hanım, “küfür olmadığını, basit tehdit olduğunu, cezayı gerektirmediğini” söyledi ve dosyayı kapattı.

“Cezayı gerektirmeyen basit tehditlere” bakınız:

• Yüzlerce kere Ana avrat dümdüz…(Şenol Ilgaz)
• “Vilayet önünde götüne sokarım” (İsmail Ilgaz)
• “Sen hamsalaksın götoğlan” (İsmail Ilgaz)
• “Biletin kesildi” (İsmail Ilgaz)
• “Yakında aklını alacaklar” (İsmail Ilgaz)
• “Senin de sonun böyle olacak” (İsmail Ilgaz)
• “Aç dinle korkak pezevenk” (İsmail Ilgaz)
• “İstesem seni 5 dakkada karşıma dikerim, götünden si..rim” (İsmail)
• … ve daha neler neler…

Duruşma bitti, Mahkeme kapısından çıkmıştık ki, Adliye içinde Şenol Ilgaz koluma yapıştı ve “Senin anansı si… orospu çocuğu” diye bağırdı, bana saldırmak istedi.

Adliyenin kalabalık olmasını düşünerek İsmail Ilgaz babasına engel oldu ve:
“Onun anasını dışarıda si.. baba, dışarıya kadar sabret” dedi.

Bu konuşmaları, Avukatları olan sürtük Banu Bazarkaya İnce de duydu fakat duymazdan geldi. Ne de olsa orospu çocuklarının malafatlarını yalıyordu.

Yalnız gelmemiştim. Adliye içinde dört arkadaşım vardı ve benden işaret bekliyorlardı. İşaret ederek kaybolmalarını istedim.

Adliye önünde dövmek için benden izin istedilerse de kabul etmedim.


Fakat şu tuhaflığa bakınız ki, 2007/2615 iddianame nolu bu dava kayboldu…

Böyle bir iddianame hiç bir zaman olmamış…

Duruşma da olmamış…

Fakat gördüğünüz gibi ortada bir belge var, Hasan Gönen imzalı…

Savcı sahtekar, hakim sahtekar… Avukat sahtekar…

Suç duyurularıma 1200 gündür ses vermiyor, Adalet Bakanı sahtekar.

Uzun süre düşündüm: Yukarıda sıraladığım sözler küfür ve tehdit değilse, ben de seve seve kullanabilirdim ve bu davayı emsal göstererek ceza almayabilirdim.

Bu ülkenin salağı ben miyim?

Ana avrat devam…
Orospu çocukları…

Kenan Akkuş









ESKİŞEHİR VALİSİ NEDEN İKİ YÜZLÜ?

Büyükerşen’in yasadışı işlerini yazıyorum…
Aynı gün Eskişehir Valiliğinden telefonla aranıyorum:
“-Kenan bey, Büyükerşen’le ilgili yazınızı suç duyurusu kabul ediyoruz. İşlem yapalım mı?”
“Elbette işlem yapacaksınız. Lütfen istirham ederim…”
Telefon kapanıyor.
Eskişehir Valiliği internetteki yazımı ihbar kabul ediyor, ilgili makamlara (sanırım bu makam İçişleri Bakanlığı’na) gönderiyor.
İzin çıkıyor, Büyükerşen’e ve adamlarına dava açılıyor.
Gözaltılar, nezaretler, ifadeler…
Bir haftalığına da olsa cezaevi…
Büyükerşen hakkında yazdıklarımı gören gözler, bir türlü AKP'li Ilgaz mafyasının cinayetlerini, tarihi eser kaçakçılığını, sahte ruhsatlı lüks villalarını… Uyuşturucu ticaretini…
Hele hele şu son zamanlarda ısrarla anlattığım “mağdur edilmişlere yönelik altın tezgahını” ve tefecilik işlerini kimse görmüyor.
Eskişehir’in Valisi, adamına göre muamele yapıyor.
Suçlu CHP’li olunca, “Tamam gördüm kardeşim, işlem yaptım…”
Suçlu AKP’li olunca, “Görmedim, duymadım, bilmiyorum…”
Üstelik AKP’li namussuzlar hakkındaki ihbarlarım öyle yenilir yutulur şeyler değil:
Cinayet, tarihi eser kaçakçılığı…
Uyuşturucu ticareti…
Hakimlere savcılara rüşvet…
Banka hortumlama…
Hırsızlık, uğursuzluk, namussuzluk…
Eskişehir Valiliğinden TIK yok…
Yok öyle dava…
Eğer bu şehirde yasadışı işler gırlagidiyorsa…
Eskişehir’in en üst amiri Vali, olan biteni görüp de ilgilenmiyorsa…
Başsavcı, Emniyet Müdürü yukarılardan gelecek emri bekliyorsa…
Birileri rüşvetlerle dağları bayırları aşıyorsa…
Hobi görüp bir de yasaların üstüne sıçıyorsa…
Bu işlerde yamuk olan biri varsa, o kişi Vali…

Cevap ver kardeşim:
Eskişehir Valisi Kadir Koçdemir adam mı seçiyor?
Dalga mı geçiyor?

Kenan Akkuş







ÖLMÜŞÜZ DE CENAZEMİZİ KALDIRAN YOK

Siz hiç TEDBİR TALEPLİ dava gördünüz mü?
İşte görün...
TEDBİR TALEPLİ ne demek kaç kişi biliyor?
İddianamenin ikinci sayfasını okusanız mutlaka anlarsınız fakat sadece ilk sayfasına yer verebiliyorum.
İkinci sayfasını ve devamını http://kenanakkus.blogspot.fr/ adresinde yayımlayacağım.

Yine de TEDBİR TALEPLİ'nin ne olduğunu açıklayayım:

Ben zır deliymişim, çevreme zarar veriyormuşum, en kısa zamanda üçüncü kere akıl hastanesine kapatılıp uzun bir süre tedavi edilmeliymişim.

Çoğu kimse bilmiyor, Ilgaz mafyası ve suç ortağı olan bu savcılar hakimler, suç birliği yaparak beni iki defa polis zoruyla Bakırköy Akıl Hastanesi'ne kapatmışlardı. Hatta ellerim kelepçelenerek 112 acil ambulans aracıyla götürmüşlerdi İstanbul Bakırköy'e... Bir yolunu bulup kaçmıştım. Belgesini blog sayfamda yayınlayacağım.

Diyorum ya her zaman, Yargıtay olmasaydı, Eskişehir Hakimleri ve Savcıları benim pilimi bitirmişti. Savcıların iftiralarıyla yargılandığım davalarda satılmış hakimler 14 sene hapis cezası verdiler, yargıtay hepsini bozdu. İftiralarla para cezası verdiler, onlar da bozuldu.

Beni cezaevine sokamayan rüşvetçi hainler, uyduruk raporla akıl hastanesine kapatmışlardı. Şimdi deli raporum da Yargıtay tarafından bozuldu...

Orospu çocukları ne yapacaklarını bilemez hale geldi. İşte bu sebeple beni akıl hastanesine soktukları ve daha sonra hala sokmaya devam ettikleri mahkeme kararlarını bir bir UYAP'tan (Uluslararası Yargı Ağı'ymış) sildiler. Yani suçlarını örtbas etmeye çalışıyorlar.

Fakat yok öyle yağma... İşte bu belgelerden biri:

Bu iddianameyi bana Eskişehir 1. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Hakkı Aydoğan Gönderdi.
Gerçek ikamet adresime gönderdi ve aldım.

Fakat her nedense mahkemenin gerekçeli kararlarını bir türlü bu ikamet adresime göndermiyor, başka adreslere göndererek suç işliyor, Yargıtay’a temyiz dilekçesi göndermemi engelliyor.

Gerçek ikamet adresime kasıtlı olarak göndermediği gerekçeli karar sayısı iki adettir.
Kararları almadığım için Yargıtay’a temyiz hakkımı kullanamadım.
Buna adalet diyorlar.

Cumhurbaşkanı’na, Başbakan’a, Adalet Bakanı’na, Yargıtay’a ve Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’na şikayet ederek suç duyurusunda bulundum.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, gereğinin yapılması için dilekçemi Adalet Bakanlığı’na gönderdi.

Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu da “Somut bir deliliniz yok, iddialarınız soyuttur” diyerek bana bir cevap gönderdi. Oysa benden belge ve bilgi talep etmeliydi. Eğer yalan iddialarda bulunuyorsam, suç duyurusunda bulunup bana dava açtırmalıydı…

Cumhurbaşkanı’ndan, Başbakan’dan, Adalet Bakanı’ndan “ÇIT” çıkmadı.
Öyle anlaşılıyor ki bu ülkenin en üst makamları dilekçelerimi, suç duyurularımı örtbas ediyorlardı.

Peki o zaman neden “dilekçeye cevap hakkı” ve ayrıca neden “vatandaşın bilgilendirilmesi hakkı” isminde bir kanun çıkarıp sonra da yaptıkları kanunları neden kendileri çiğnemişlerdi?

Yaptıkları her kanun, vatandaşa cici görünmek için miydi?

İşte somut bir delil sunuyorum kamuoyuna:

Beni yargılayacak olan da Hakim Hakkı Aydoğan…

Dosyamdan 20 belge çalıp yok ettiği için, gerekçeli kararları adresime göndermediği için, yazılı savunmalarımdaki sözlerime mahkeme kararlarında vermediği için, katil bir mafyayı ve onlara hizmet eden bir Başsavcıyı ile Milletvekilini himaye ettiği için, tutuklama kararında yer verilen şahsıma yönelik belgeli ölüm tehditlerini mahkeme kararında yazdırmadığı için, kısaca şahsımı düşman olarak gördüğü için iki defa reddi hakim talebinde bulundum ve Ağır Ceza Mahkemesi’nde reddedildi. Beni hala nasıl yargılayacak merak içindeyim. Bir hakimin yasadışı işleri örtbas etmesi ve taraf tutması görevi icabı mıdır merak içindeyim. Hakim Hakkı Aydoğan onurlu bir insan olsaydı, zaten bundan sonra davalarıma bakmaz, görevsizlik kararı vererek suçlu insanların suçlarına daha fazla ortak olmazdı. Paşa gönlü bilir.


İddianameyi hazırlayan: Eskişehir Savcısı Celalettin Karanfil…
2011’in Mart ayında elimden nüfus kağıdımı alan ve bir daha iade etmeyen savcı…
Ilgaz mafyasından rüşvet yediğini ve mafyanın cinayetlerini örtbas ettiğini iddia ettiğim savcı…

Kaybolan bu davada beni suçlayacak hiçbir somut iddiaya yer verilmemiş.

SUÇ: “Sesli yazılı ve görüntülü bir ileti ile kamu görevlisine görevinden dolayı birden fazla kişiye birden fazla hakaret, birden fazla kişiye birden fazla kez iftira”

Bir dava iddianamesinde hakaretler, iftiralar tek tek yazılır ve şüpheliden savunma istenir.

Oysa bu davada hangi hakaretlerde bulunmuşum hangi iftiraları atmışım savcılara, yok.

Peki ben kendimi nasıl savunacağım? Ettiğim hakaretleri bilmeden ne anlatacağım?

Zaten benden ne polis ifade aldı, ne bu Celalettin Karanfil isimli savcı ifade aldı. Şüpheliden ifade almamak suç değil mi?

Ilgaz mafyasının bir cinayeti ile ilgili makamına gittiğim bu savcı (Celalettin Karanfil), beni odasınadn “defol” diyerek kovduğu gibi, akıl hastanesine kapatmak için bana komplo hazırladı. Maşa olarak Ömer isminde Yozgatlı bir polis memurunu (Eskişehir Ekipler Amirliğinde görevli) ve Gönül Baylan Kaygısız (Eskişehir Devlet Hastanesi Psikiyatri Uzmanı) isminde bir doktoru kullandı ve akıl hastanesine kapatmayı başardı. Adli Tıp Kurumu’ndan “sağlıklıdır” raporum olmasına rağmen komplo ile akıl hastanesi kapattı.

Savcı Celalettin Karafil, benden ifade almadan nasıl bir iddianame hazırlayabilir?
Anayasamızda bunun yeri var mı?

Suçu: İftira, hakaret…
Bilmiyorum ki neler söylemişim… Bilmediğim iddialar konusunda ne anlatabilirim?

Sevk Maddelerinin numaralarını da yazmışlar. Araştırıp burada tek tek yer vereceğim.

Davacı Mağdurlar da işte bunlar:

Gökhan Karaburun, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı, şimdi İzmir’de Başsavcı Vekili.

Coşkun Mutluer, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcı Vekili, şimdi Bursa’da sıradan bir Savcı.

Berrin Kanagöl Yeşilyurt, Esk. 2. Sulh Ceza Hakimi, şimdi Asliye Ceza Hakimi.

Hasan Gönen, Eskişehir Savcısı

Cemal Gürsel Sarıca, şimdi Kocaeli’nde savcı… Bir cinayeti kasıtlı olarak örtbas ettiğinin belgesi elimde.

Metin Kurt, Eskişehir Savcısı,

Erdal Yatmış, Eskişehir Savcısı…

Bu konuda anlatacağım çok konu var, devamını hazırlıyorum…

Kenan Akkuş (esrehber)




RÜŞVETİ YİYEREK BENİ AKIL HASTANESİNE KAPATTIRANLAR:

Eskişehir Cumhuriyet Savcısı: Celalettin Karanfil
Eskişehir 3. Sulh Ceza Hakimi: Murat Karahisar
Eskişehir Devlet Hastanesi Doktoru: Gönül Baylan Kaygısız...

ŞİMDİ BU PİSLİK İŞTEN KURTULMAK İÇİN TÜM BELGELERİ YOK EDİYORLAR...

BU DEVLETİN BAŞBAKANI TAYYİP...
ADALETİN BAKANI SADULLAH GÖZ YUMUYOR...



Hiç yorum yok: